Bugun...


A.Erol GÖKSU

facebook-paylas
SİTELERDE DİJİTAL KOMŞULUK
Tarih: 17-05-2026 18:24:00 Güncelleme: 17-05-2026 18:24:00


Bir zamanlar komşuluk, kapısını çalıp, “Epeydir görmedim, nasılsınız?” diye hâl hatır sormaktı. Hangi vakit olursa olsun, “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” cümlesinin içtenliğiydi. Ya da “Müsaitseniz bir çay içimi sohbet edelim.” davetindeki sıcaklıktı. İnsan, evinin duvarları kadar komşusunun sesiyle de güvende hissederdi kendini.

Şimdi ise aynı apartmanın içinde birbirinin adını bilmeyen insanlar, aynı sitenin içinde birbirinin yüzüne bakmadan yaşayan kalabalıklar var. Daha acısı; birbirine yalnızca ekranlardan temas eden, yalnızca dijital duyurularla varlığını hissettiren yeni bir “komşuluk” biçimi doğdu.

Sitelerin çoğunun dijital grupları var artık. Yüzlerce kişinin bulunduğu mesajlaşma kanalları, uygulamalar, forumlar… Sabah aidat konuşuluyor, öğlen otopark kavgası yaşanıyor, akşam asansör arızası tartışılıyor… İnsan ilk bakışta büyük bir iletişim çağının içinde olduğumuzu sanıyor. Oysa dikkatlice bakınca insanın içini ürperten büyük bir sessizlik görülüyor. Çünkü orada konuşan şey, çoğu zaman insanlar değil; şikâyetler, öfkeler, uyarılar ve zorunlu bildirimler…

Bir komşu çıkıp gerçekten bir şey sorduğunda mesela… “Bu sitede iyi bir su tesisatçısı bilen var mı?” dediğinde… “Çocuğum için özel öğretmen tavsiyesi olan var mı?” diye yazdığında… Ya da en sıradan teknik aksaklığı bile paylaşmak istediğinde; “Televizyon yayınlarında sorun yaşayan başka biri var mı?” diye sorduğunda… Daha da önemlisi, insanca bir yardım çağrısında bulunduğunda; “Arkadaşlar, acil desteğe ihtiyacım var, yardımcı olabilecek biri var mı?” dediğinde…

İşte tam o anda o kalabalık grubun ortasına görünmez bir boşluk çöküyor. Mesaj okunuyor ama cevap gelmiyor. Mavi görüldü işaretleri, insanlığın mezar taşı gibi sessizce sıralanıyor ekranda.

Çünkü modern insan artık komşu olmak istemiyor; yalnızca aynı koordinatlarda yaşamayı yeterli görüyor.

Bugünün sitelerinde insanlar birbirine fiziksel olarak çok yakın ama ruhen birbirinden kıtalar kadar uzak. Aynı duvarın öte yanında hayatlar yaşanıyor; doğumlar oluyor, hastalar ağrıyla kıvranıyor, yaşlılar sessizce ölüyor, çocuklar büyüyor… Fakat dijital ekranların ardında herkes birbirinin yalnızca “rahatsız etmeyen” hâlini görmek istiyor. Gürültü olmasın, aidat aksamasın, otopark işgal edilmesin yeter… İnsan olmanın yükü ise kimsenin omzuna değmesin isteniyor.

Oysa komşuluk biraz da yük taşımaktı.

Birbirinin acısını bölüşmekti. Hasta olduğunu bildiğin komşunun kapısını çalıp bir tas çorba bırakmak, “Geçmiş olsun” diyebilmekti. “Bir ihtiyacın olursa haber ver” cümlesini nezaketen değil, gerçekten içten gelerek söylemekti.

Şimdi ise insanlar dijital gruplarda en hızlı şekilde yalnızlaşıyor. Kalabalık büyüdükçe dayanışma küçülüyor. Mesaj sayısı arttıkça samimiyet eksiliyor. Herkes çevrimiçi ama kimse birbirine yakın değil. Kimse birbirinin derdine omuz vermiyor.

Belki de çağımızın en büyük trajedilerinden biri tam olarak budur: İnsanlık iletişim araçlarını geliştirdi ama birbirine ulaşma kabiliyetini kaybetti.

Eskiden apartman kapıları yine demirdi ama kalpler açıktı. Şimdi kapılar şifreli, kameralar yüksek çözünürlüklü, güvenlikler profesyonel… Fakat insan kendini hiç olmadığı kadar güvensiz ve yalnız hissediyor. Çünkü insanı koruyan şey beton değil, birbirine değen hayatlardı.

Bir sitenin gerçek güvenliği; güvenlik kulübesinde oturan görevli ya da yalnızca aidat toplamayı görev bilen yöneticiler değil, gece bir ambulans geldiğinde penceresini açıp “Bir şeye ihtiyaç var mı?” diye sorabilen komşulardır.

Mesele teknoloji değil aslında… Mesele, insanın yavaş yavaş başka insanlara karşı hissizleşmesi. Üstelik çoğu zaman yalnızca aidat duyuruları, masraf bildirimleri ve yönetim mesajları için kullanılan bu dijital komşuluk, modern çağın en steril, yani mesafeli, yapay, duygusuz, ruhsuz,  yalnızlığına dönüşmüş durumda.

Herkes aynı grubun içinde ama kimse aynı yüreğin içinde değil artık.

Ve insan bazen onlarca kişinin bulunduğu bir mesaj grubunda, aslında ne kadar yalnız olduğunu; sorduğu en basit soruya bile cevap alamadığında acı bir şekilde öğreniyor.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ

En sevdiğiniz sosyal medya platformu hangisidir?


SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI