Annelik, bir kadının hayatında üstlenebileceği en derin ve en güzel yaşam hikayelerinden biri...
Hamilelik süreci başta olmak üzere bir çocuğun dünyaya gelişiyle birlikte anne için yeni bir hayat başlar; artık her düşünce, her karar o küçük kalbin etrafında şekillenir. Anne karnında her kıpırdanışı, içinde yaşatılan canlının varlığını hissetmek büyük bir mutluluktur...
Geceleri uykusuz kalmak, kendi ihtiyaçlarını ertelemek ve her koşulda koruyup kollamak, anneliğin görünmeyen ama en gerçek yönleridir.
Ancak annelik sadece fedakârlık değildir; aynı zamanda tarifsiz bir sevginin de adıdır.
Doğacak çocuğunun kaderini, yaşayacaklarını bilmeden onu dünyaya getirmektir...
Bir annenin çocuğuna baktığında hissettiği o içten bağlılık, hiçbir karşılık beklemeden verilen en saf duygulardan biridir. Bu sevgi, çocuğa güven verir, onu hayata hazırlar ve güçlü kılar.
Annelik çocuğunun arkasından dua etmektir, yolunu gözlemektir, nerede kaldığını, ne yiyip ne içtiğini merak etmektir...
Annelik çocuğunu güzel ve iyi insanlara emanet etmektir... Kurduğu yuvasında mutlu olmasını istemektir...
Saygı istemektir annelik...
Saygı deyince de günümüzde bazı çocuklar ve anneleri aklıma geldi...
Basında okuduklarımız, yaşamdan kesitlerde karşımıza çıkanlar...
Allah herkese her şeyin hayırlısını versin...
Güzel olduğu kadar hüzünlü bir yazı okudum geçenlerde...
"Bir gün, annen seni artık çağırmayacak.
Bir gün, onunla daha fazla vakit geçirememiş olmanın pişmanlığını yaşayacaksın.
Bir gün, sana şakalarını bırakmanı söylemeyecek.
Bir gün, senin için en iyisi olduğunu düşündüğü o öğütleri vermeyi bırakacak.
Bir gün, seni her zaman sıcak bir kahveyle beklediği o ev boş görünecek.
Bir gün, sesi sessizliğin içinde kaybolacak.
Bir gün, geriye sadece anılar kalacak.
Zaman akıp gidiyor—kimseyi beklemiyor.
Ve o gün geldiğinde, içinde öyle bir boşluk açılacak ki hiçbir şey ve hiç kimse onu dolduramayacak."
İşte bunları yaşamamak için annelerin kıymetini zamanında bilelim...
Anneler Günümüz Kutlu Olsun.