Aslında hayatımızın her safhasında karşı karşıya geldiğimiz anlaşmazlıkların temelinde doğruyla yalanın ve yanlışın mücadelesi yatmaktadır. Hepimiz çevremize bir bakalım. Kimler doğrudan yana, kimler yanlıştan yana? Doğruların yanında yer alanlar ne istiyor, yanlışları yanında yer alanlar ne istiyor? İşte bunu çok iyi gözlemlediğimiz takdirde, gerçeği çok daha iyi görme noktasına geliriz. Doğru, her yerde, her konuda tektir. Ama yalanın ve yanlışın sayısı sınırsızdır. İkisinin arasındaki farkta budur.
Her yanlışlık yalanla başlar. Sıkıştığı an yalana başvuran insanlardan her türlü kötülük beklenir. Bunlar; görev yaptığı kurum için de, ülke için de çok tehlikeli tipler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemiz bugün ne çekiyorsa, bu yanlışların, bu yalanların yüzünden çekiyor...
Yalanla başlayıp, yanlışla hayatını yaşam tarzı haline getiren insanlar, aslında bu ülkeyi soyup soğana çevirenlerdir. Her dönemde vurgunun, soygunun, talanın, ihale yolsuzluğunun önüne geçilemiyor. Devleti yönetenler bu işin üstesinden neden gelemediği de kafalarda hep soru işareti yaratıyor. Çünkü ülke sadece bir noktadan değil, her noktadan soyulmaya çalışılıyor. Bu gerçek manada ülkesini seven dürüst insanlar, ülkenin daha çok bataklığın içine sürüklenmesine duyarsız kalmamalı.
Yalanın, talanın, yanlışın karşısında olan sayıları bir avuçta olsa, bu yürekli insanlar, harcanma pahasına da olsa harekete geçmelidirler. Zaten bu yürekli vatansever insanların sayesinde bu ülke bugüne kadar ayakta durmadı mı? Ülkesini seven insanlar üzerlerindeki ölü toprağını atarak, ne pahasına mal olursa olsun, yanlışın karşısında, doğrunun yanında yer almalıdır.
Türkiye son yıllarda yanlışlarla dolu yönetim anlayışının sonucunda, başta ekonomi olmak üzere, sosyal, kültürel ve sanat alanında gerileme kaydeden tek ülke konumuna gelmiştir. Bunun da asıl nedeni, yalana ve yanlışa itibar edilmesi ve ortak olunmasıdır. Bu yalanın ve yanlışın önüne geçilmezse, gelen siyasi iktidarlar da aynı yolu izlemekten geri kalmayacaktır. Bugüne kadar yalanla, yanlışla hiçbir yere varılmadı. Artık yanlışa değil, doğruya itibar edilmelidir. Doğru yolda bugüne kadar kaybolan hiçbir insana rastlanmamıştır. Unutmayalım; doğru tespitler, doğru kararlar ülkemizi aydınlık günlere taşır.