Bugun...


Eyyüp AYDIN

facebook-paylas
BAZI TV DİZİLERİ TOPLUMSAL YOZLAŞMAYA NEDEN OLUYOR!
Tarih: 11-07-2020 15:03:00 Güncelleme: 11-07-2020 15:03:00


TV izleyicileri; televizyon programlarında aynı dizileri, 35-40 yıl önce çevrilmiş aynı yerli ve yabancı filmleri yüzlerce kez izlemekten bıkıp usandı. Televizyon kanallarında; "Bu kadarı da olmaz" dedirten dizilerin sürekli tekrarlanmasına, şiddet, mafya, magandalık ve cinsellik içeren konuların yayınlanmasına neden bu kadar çok yer veriliyor? TV programları arasında sinema önemli bir yere sahip. Ancak, bir iki TV kanalı hariç, tüm televizyon kanalları, Kemal Sunal'ın filmlerini neredeyse her gün yayınlıyorlar. Hangi televizyon kanalını açsanız, Kemal Sunal'ın filmleri çıkıyor karşınıza. Rahmetli Kemal Sunal, bu filmleri çevirmeseydi, acaba bu TV kanallarının hali ne olacaktı?

 

Aslında bu yayın akışının izleyicinin isteğiyle uzaktan yakından ilgisi yok! Bu durum doğrudan doğruya ucuz ve kalitesiz yayıncılık anlayışıyla ilgili. "Efendim kumanda elinizde, beğenmiyorsanız başka kanala geçin" diyorlar. Sanki başka kanalda izlenecek doğru dürüst program var da... Aslında bu durumun özeti şu: Çok sayıda izleyiciyi rahatsız eden, ülkenin ve toplumun bütünlüğüne zarar veren, aile içi şiddeti körükleyen, toplumun ahlak yapısını bozan yayınların önüne geçilmesi lazım gelirken, izleyiciye 'kumanda elinizde' tavsiye edilmesi düşündürücü…


   
Televizyon kanallarında yayınlanan, nispeten azalan kadın programlarında, Türk kadınının sorunları tartışılmıyor. Bazı TV kanalarındaki programlarında; vakit geçirmek isteyen kadınlar soluğu yemek programlarında alıyorlar. Şimdi de bir yemek modası başladı. Bu tür programlarla; kültüre, sanata, bilime, eğitime nasıl katkıda bulunulur, toplumu yönlendirmek adına nasıl olumlu mesaj verilebilir ki? Ayrıca bu programlarda yapılan konuşmalarla, o güzelim Türkçemiz de katlediliyor. Bizler güzel Türkçe konuşmayı, radyolardan, TV'lerden ve okuduğumuz kitaplardan öğrenirdik. Kitap okuma özürlü olduğumuza göre, geriye radyo ve TV'ler kalıyor. Ama gelin görün ki, radyo ve TV'lerde konuşulan kelimeler çoğunlukla argo ve basit "aynen, aynen öyle, yani" gibi kelimelerden oluşuyor. Bu durumda kelime hazinemiz nasıl gelişecek?

 

Televizyon kanallarında izleyicinin en çok canını sıkan konulardan biri de, sık sık araya giren reklamlar geliyor. Reklamların olur olmaz anlarda haber ve tartışma programlarının arasına girmesi, izleyicinin programa olan ilgisini azaltıyor. Televizyon kanalları işi ticarete dökmüşler. Genellikle sahipleri işadamı olan televizyon patronları, başka bir iş kolundaki zararlarını televizyon reklamlarıyla karşılamaya çalışıyorlar.

 

Dünyanın hiçbir ülkesinde, reklamlara bu kadar geniş yer veren ve reklamlardan bu kadar çok para kazanan yayıncılık anlayışı yoktur... Yarım saatlik dizi 2 saat, bir saatlik film 3 saat sürüyor. Bir saat süren dizi veya filmin yarısı reklamla geçiyor. Anlayış bu, ister izle, ister izleme… TV patronları ve yöneticileri şunu çok iyi biliyorlar. Televizyon yayınları şiddet içerse de, programlar kalitesiz olsa da, aynı diziler ve filmler değil yüzlerce kez, binlerce kez tekrar yayınlansa da, nasıl olsa toplumun büyük bir kesimi tarafından izleniyor, hatta reyting bile yapıyor. Ayrıca bu yoksul milletin, televizyon izlemekten başka bir eğlencesi ve çaresi olmadığını da çok iyi biliyorlar.

 

Bazı TV kanallarında her gün en az 3-4 dizi film yayınlanıyor. Yetişkinlerimiz dizilerle uyuyor, çocuklarımız da dizilerle büyüyor... 5 yaşındaki çocuklar bile televizyon dizilerini kaçırmıyor. Bir yandan cep telefonu, diğer yandan dizi film bağımlısı bir toplum olduk. Yayınlanan bu dizi filmler ne yazık ki kültür düzeyimize bir katkıda bulunmuyor. Tam tersi öyle diziler var ki, ne yazık ki topluma kötü örnek oluyor. TV'lerdeki mafya dizileri öylesine "rol model" haline gelmiş ki, sokağa çıkın bir bilim adamının, ünlü bir şair, yazar veya bir ressamın adını sorun bilmez. Ama mafya dizisindeki adamın adını bilir. TV'lerdeki bazı diziler, baştan aşağı "yalanı, şiddeti, ihanetİ, mafyayı ve magandacılığı" rol model haline getirmiş. Yine bazı dizilerde, 'Bir pisliğin üzeri nasıl kapatılırın, yalanın doğru bir sözcükmüş gibi nasıl söylendiğinin' örneği gösteriliyor topluma... Toplumsal yozlaşma; sadece mafyayla, magandacılıkla veya şiddetle sınırlı değil. Bir tarafta bir gün onlarca şehit haberi geliyor, diğer tarafta aynı gün bazı TV'lerde eğlencenin sınırları aşılıyor. Bu durumda tolumun bundan etkilenmemesi mümkün mü? Acaba bu programlar özellikle mi seçiliyor?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS

"Yeni Normal"de maske takıp, fiziki mesafeye uyuyor musunuz?


ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
resmi ilanlar
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
YUKARI