Her gün sağlık bakanımız koronadan ölen kişi sayısını, saptanan kişi sayısını, iyileşen kişi sayısını, yoğun bakımda yatan kişi sayısını ve entübe edilen kişi sayısını açıklıyor. Bu rakamlar acaba gerçek mi? Bazı çelişkiler içermiyor mu? Bu konulara el atmak istedim ki ona göre daha inandırıcı olalım.
Öncelikle ölüm sayılarına bir bakalım… 2019 tüm ülke sayıları tam olarak elimizde yok ama daha önceki verilerden şunu söyleyebilirim, elimizde 2015-2016-2017-2018 verileri var. Bu yıllarda ölümdeki artış 1000 be bi ile binde 5 arasında değişmiş bunu ilk 4 aya bölersek 2015'in ilk 4 ayında 125.352, 2016'nın ilk dört ayında 125.952, 2017'nin ilk dört ayında 126.530, 2018'in ilk 4 ayında 127.123… Yine en fazla artış oranıyla hesaplarsak 2019 ilk dört ayında 127 758 olur. Tahmini yine aynı şekilde binde 5 artsa 128.398 olur -ki bu arada trafik kazaları hemen hiç yok, cinayet hiç yok derecede, iş kazası yok- ki bunlar bizim ülkemizde en çok ölüm nedeni. Bakanımız ne açıklamıştı, 153.000 kişi ilk 4 ay dolmadan vefat etmiş, aradaki fark peki niçin vefat etmiş… Bizden saklanan veriler mi var?
Test yapılan kişi sayısı 40 binlerden 20 binlere düşmüş, neden olarak da riskli hasta bulamamayı mazaret göstermişler… Ben size günlerdir yazıyorum, risk içindeki 300 bin sağlık personeline bakın ama öyle masa başında çalışan veya uzak kliniklerde risksiz hastalara değil, riskin göbeğindeki acil personeli, yoğun bakım personeli, koronalı hasta servisleri ve aile hekimlerine tarama yapın… Bakın bakalım gerçek rakamlar kaç çıkacak?
Bu arada iyileşen hasta sayıları 4 binlerde, bu da çok güzel gelişme ama o zaman niye yoğun bakım ve entübe sayıları hiç değişmiyor… Bu da kafalarda farklı sorulara neden oluyor? Acaba korona şüpheliler iyileşince, iyileşen hasta olarak vefat edince de viral pnömoni olarak mı işleniyor, sorusu aklımıza geliyor. Çünkü Mersin'de vefat eden korona tedavisi gören aile hekimi arkadaşımıza öldükten sonra viral pönomoni teşhisi konulmuştu… Hekimde bunu yaparlarsa -ki çok göz önündeydi- diğer vefatlarda, evde ölümlerde, tetkik yapamadan vefat edenlerde kim bilir neler yazdılar. Bu sorular akla geliyor. Çünkü mazaret olarak da ölenin neden öldüğünü bilebilmek için otopsi yapmak lazım… Eğer korona ise bulaşım çok riskli, sağlık personelini riske atamayız denmekte, test içinse elimizdeki testi ölü için harcamayalım. Nasıl olsa ölmüş, onu canlılar için harcayalım denmektedir. Bu da rakamlarda çelişkiyi artırmaktadır.
Yine de iyileşen hasta sayısı doğru olma ihtimali çok yüksek çünkü gerçekten de Türk hekimleri dünyanın en iyisi, tüm meslektaşlarımla gurur duyuyorum. Ben bunu her zaman söyledim ve yazdım. Biz en başarılı çocuklarımızı yıllarca doktor yaptık, o yüzden bir çok alanda geri olabiliriz ama tıp alanında dünyanın en iyisiyiz diye bunun mükafatını ilk defa görüyoruz sanırım.
Rakamlarda iyileştirme eğer millete moral vermek açısından bakılıyorsa iyi bir şey… Böylece her şey kötüye giderken sağlığımızın iyiye gitmesi biraz moral oluyor ama bunu kısıtlamaların erken kalkması, tam iyileşme olmadan normale dönülmesi olarak kullanılırsa o zaman 2. dalga çok daha kötü vurur ve süreyi bu sefer çok daha uzun yaşarız… Belki de yoğun bakımlarımız bu sefer yetmez. Yok diğer ülkelere hava atmak, kendimizi üstün göstermek için kullanıyorsak, bu da iyi bir şey bence… Güçlü görünen Türkiye hepimize güç verir. Benim isteğim yeter ki kendimizi kandırmayalım. İşte o felaketimiz olur. İstatistiklerle oynayalım ama gerçeği bilelim, tutumumuzu gerçeklere göre alalım.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)