Korona günlerinde herkes evde oturmuyor, bir de bu işi fırsata çeviren yandaşlar var. Nasıl olsa kimse sokağa çıkamıyor, kimse eylem yapamaz, tepki gösteremez diye düşünüp daha önce yapamadıklarını yapıp akıllarınca oldu bittiye getirecekler. Bizim yine sosyal medya sayesinde duyup tepki göstererek engel olduğumuz veya engel olmaya çalıştığımız bir çok olay oldu, bir kaçını hatırlatmak istedim.
Başta Salda Gölü milyonlarca yılda oluşmuş dünyanın en eski bakterileri ve canlılarının kalıntıları olan bir benzeri ve çok daha küçüğü Kanada'da olan kumları ve bu kıymetli kumlarının üzerinde ayakkabı ile dolaşılmasına kıyılamazken, birilerinin 50 kamyon götürüp orayı tahrip etmesi tamamen kişisel tatmin için ve belki de milyonlarca liralık rant için bir kısmı geri getirilse de giden gitti. Sonradan baskılara dayanamayan Çevre Bankalığı üç kuruşluk (110.000 TL oranın rantı için 3 kuruştur) ceza ile olayı kapatması, göstermelik kameralarla göz boyaması -ki bu işe karşı çıkan belediye başkanının ve eşinin kurşunlanarak susturulmaya çalışılması- olayın ne kadar büyük bir rant işi olduğunu ortaya koyuyor.
2. olarak Serik Belek tarafında koruma altına alınan plajların tahrip edilip otel yapılmaya çalışılması. Yine yandaş şirketler kimsenin görmeyeceğine inanarak bütün güzelliğini doğasından ve sakinliğinden alan Belek bölgesinde kendi çıkarları doğrultusunda bina dikmek.. Mimarlar Odası olması bundan da haberimiz olmayacaktı, iyi ki varlar. Bu sayede halkın olan plajlar yine halkın kalacak talana uğramayacak.
3. olarak dünyanın en güzel manzaralı yeri olan Kaş adasındaki ormanların tahrip edilerek binaya dönüştürülmesi… Bu da Kaş gönüllülerinin titiz çalışmaları… Uzaydan görüntülerini incelemeleri sayesinde haberimiz oluyor… "Nasılsa korona günleri, kimse karışmaz, zaten hükümet de bizden yana, fırsat bu fırsat" deyip halkın malını, doğayı tahrip ederek o güzelim yerleri bina kendi çıkarları için kullanmak…
4. olarak ülkemizin en büyük içme su kaynağı gölü olan Beyşehir gölünün çevresini imara açıp zaten çok kıt olan derinliği 35 metreden 6 metreye düşmüş olan gölün daha çok kirlenmesine sebep olup hem içme su kaynağından olmak hem de büyük doğa tahribatına uğratmak… Üstelik birde bunun belediye eli ile yapılıyor olması, nasılsa kimse itiraz etmez deyip bildiğini okumak, nasıl bir fırsat düşkünlüğü varsa artık…
5. olarak da Şehir hastanelerinin tekrar yapılması… Sağlık bakanlığının aleyhte onca raporunun olması, bakanın bu raporlara dayanarak bundan sonra bakanlığının kendi parası ile yapabileceği kadarını yapacak olmasını açıklamasına rağmen ülkemizin 25 yılını ipotek altına almak, bir yıllık kirası ile hastane açılabilecek durumda olduğumuzu bilerek ve koronada aslında hiç bir işimize yaramayacağı tespit edildiği halde tekrar ihale edilip yapılmasına başlanmak...
6. olarak da koronanın bahane edilip oradaki binaları dönüştürmek varken sırf bir daha kullanılmasın diye lojistik olarak ters bir yere yeni hastane açma kararı vermek hem böylece yandaş müteahhite para kazandırmak hem de hava alanının tekrar açılıp bazı kişilere verilen taahhütlerin yerine gelmesini sağlamak…
İşte bu fırsatçılar koronadan faydalanmak isteyenler ne diyelim… Allah bildikleri gibi yapsın.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)