Bugun...


Aile Hekimi Dr. Ozan UZKUT

facebook-paylas
İYİ Kİ SOSYAL DEVLETİZ
Tarih: 21-04-2020 18:37:00 Güncelleme: 21-04-2020 18:37:00


Yüce Atatürk cumhuriyeti kurarken sağlık ve eğitimi ücretsiz olarak kurmuştu. Cumhuriyetin o zor günlerinde devletin hiç parası yokken sağlık sistemini koruyucu hekimlik ve ücretsiz eğitimlerle sağlıklı okur yazar bir toplum haline çok kısa zamanda kavuşturdu. Bunun yararını 100 yıl sonra bugünlerde hala görüyoruz. Halkın sağlığını yük olarak gören, bu yüzden de sağlığı özelleştiren, paralı hale getirten bazı Avrupa ülkeleri İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere gibi ve tamamen kapitalist düzenin sürdüğü, "paran yoksa öl" denilen ABD gibi ülkelerde hastalığın yayılma ve ölüm hızlarını görüyoruz.

 

Bizde ise, sosyal devlet olmamız ve devlet hastanelerinin hala % 50 sağlık sisteminin içinde olması sayesinde her hasta hemen kontrol altına alınıyor, tedaviye başlanıyor ve en kısa zamanda hastalığın yayılması engelleniyor. Yine sosyal devlet olmanın avantajı ve tecrübesi ile koruyucu hekimlik en iyi şekilde yapılıyor. Filyasyonu en doğru yapan ülkeler içinde olduğumuz içinde bulaşımı en aza indirilebiliyor.

 

Bizde de bir ara sağlık sistemimiz özelleştirilmek istendi, hatta bu yüzden sağlık bakanlığımız 3'e bölündü. Böylece hastaneler özelleşecek, aile hekimlikleri özerkleşecek, sağlık müdürlüğü de sadece bunların denetçisi konumunda olacaktı. Gerek halkın tepkisi gerekse bazı siyasi öngörüler ve belki de sivil toplum örgütlerinin direnmesi sonucu Allah'tan bu yanlıştan dönüldü ve tekrar bu üçe bölünmeden vazgeçildi.

 

Eğer bundan vazgeçilmeyip uygulansa, hastanelerin özel olduğunu aile hekimlerinin de sadece kendi hastalarına bakan yabancı hasta kabul etmeyen kurumlar olduğunu düşünün. Bizim durumumuz tüm ülkelerden beter olurdu. İyi ki o yanlıştan dönüldü, dönülme konusunda hükümeti ikna edenlerden Allah razı olsun…

 

İşte özel hastanelerin durumunu görüyoruz. Devlet artık tüm hastaneleri korona hastanesi olarak tespit etse de uygulamada koronalı hastaları kabul etmemek için bin dereden su getiriyorlar. Kabul ettikleri hastalara da bol sıfırlı fatura çıkartmaktan geri durmuyorlar… Genelgesi tam oturmadığı için de devlet her ne kadar ücretsiz bakılacak dediyse de şuan için hiç bir şey yapamıyor bu hastanelere.

 

Eğer bir de aşı üretimimizi sağlayan cumhuriyetin ilk yıllarında dışarıya aşı satan hıfzısıhha laboratuvarımızı da kapatmasaydık bence bu hastalığın ilacını çok rahat bir şekilde bulabilirdik. Çünkü kurtuluş savaşının o en imkansız zamanlarında Türk doktorları tifüsün aşısını bulup tüm halkı bu salgından kurtarmıştı. Şimdiki imkanlarla ve tecrübe ile eğer bu aşı laboratuvarlarımız kapanmasa biz herkesten önce bu aşıyı bulabilirdik. Hatta ilaç fabrikalarımızı kapatmasak belki ilacını bulabilir veya tedavide kullandığımız ve ithal ettiğimiz bir çok ilacı bugün kendimiz üretiyor olabilirdik. Neyse buna şükür… Zararın neresinden dönülse kardır demiş atalarımız.

 

Kapitalist ülkelerin elindeki ilaç ve aşı fabrikaları, kendilerine para kazandıracak esnetik kökenli ve cinsel gücü artırıcı ilaçlara yatırım yaptı, yıllarca halkın sağlığını ilgilendiren ama para kazandırmayan ilaçlara hiç yatırım yapılmadı. Olan ilaçlardan mümkün olduğunca çok para kazanma yolunu seçtiler… Şimdi de aşı ve ilaç için çok zorlanıyorlar… Hükümetimiz bu konuda en etkili ilaç olan ama ilaç kartellerinin kendileri bulmadığı için kullanmak istemediği Çinliler'in bulduğu ilacı bir an önce ithal edip kullanımımıza sunması sayesinde çok önemli bir avantaj sağladı. Bu sayede biz çok daha hızlı bir şekilde hastalarımızı tedavi edebiliyoruz. Eğer hastanelerimiz uluslararası zincir hastanelerin eline geçseydi bu imkanı da bulamayabilirdik diye düşünüyorum...
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ

En sevdiğiniz sosyal medya platformu hangisidir?


SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI