Mayıs ayı geldi Antalya'da sinek başladı. Sanki bu sene geçen senelerden çok daha fazla sinek var gibi geldi bana… Geçen sene seçim zamanıydı, "önceki yönetim gereken önlemleri almadı" diye bir bahane vardı. Bu sene ne gibi bir bahaneleri olacak. Herhalde korona yüzünden ilaçlama yapamadık falan diyecekler…
Bilhassa Antalya'nın Kundu bölgesi Aksu deresinden kaynaklı sivrisineği yine bu sene çok sıkıntı verecek gibi duruyor. Gene aynı şekilde Boğaçayı çevresi yüzünden Konyaaltı bölgesi de sivrisinekten geçen sene olduğu gibi yine mağdur olacak…
Oteller birliğinin özel ilaçlaması sanki bu sene turizm yokluğundan olmayacak gibi duruyor. Bu da işi belediyelerin daha çok üstlenmesi demek… Acaba gerçekten belediyeler bu işi biraz gündemlerinden düşürdüler mi diye düşünüyor insan… Çünkü önceden haziran-temmuz gibi olan sivrisinek akınları bu sene Mayıs ayında hem de olanca hızıyla başladı.
Geçen yıllarda korkulu anlar yaşatan zika hastalığı bu sene böyle giderse çok daha fazla gündemde olacak… Belki de bu mücadelenin aksamasından dolayı sıtma hastalığı da tekrar hortlayabilir… Bu mücadelede en ufak aksamanın oluşu önü alınamaz felaketlerin de tekrar ülkemize gelmesine sebep olur… Sinekle mücadele 12 aylık bir mücadeledir ve aksamaması gerekir… Bu konuda da halkı bilinçlendirmek, gereken ilaçlamayı ve mücadeleyi birlikte yapmak belediyelerin en önemli asli görevlerindendir…
Bir de geçen senelerde üzerinde durmamıza rağmen Antalya'nın alt yapısının bir türlü çözülememesi,bu sene oteller olmadığı halde Kundu'daki arıtmanın foseptik vidanjörlerini yine de kabul etmemesi, sineğin de hastalıkların da artmasındaki en büyük etmenlerden… Koronanın vurduğu ülkemizi bir de sivrisinek ve alt yapı sorunlarının oluşturacağı hastalıklardan korumak en temel zorunluluğumuz olmalıdır. Ama görüyoruz ki bu konuda hiç bir gelişme ve yatırım yapılmıyor. Kundu'daki arıtma kabul etmediği için foseptikler tarlalara derelere akıtılıyor. Bu da sineğin ve hastalıkların artmasına sebep oluyor.. Belediyenin sadece kendi vidanjörlerini Kundu'ya kabul etmesi, özel vidanjörleri kabul etmemesi, belediyenin vidanjörlerinin de özel vidanjörün 2 katı fiyat vermesi bu sorunun büyümesindeki en büyük etmenlerden bence…
Eğer alt yapıyı çözemezse -ki belediyenin asli görevidir- bana kalırsa çözünceye kadar belediye vidanjör hizmetlerini ücretsiz vermeli, tüm atığı arıtma tesisinde temizlemeli ve gelecek olan bu büyük tehlikenin önüne geçmelidir… Halkın sağlığı, temizliği, şehrin imajı çok büyük tehdit altındadır. Bunu gidermek de belediyelerin görevidir…
Antalya turizmin başkenti diyoruz ama ne Aydın'ın ne Muğla'nın, ne İzmir'in ne de başka bir yerin alt yapı sorunu vardır. Başkent iddiasında olan bu şehrin hala % 20'sinin alt yapı sorunu olması, hele bu durumun turizm bölgesinde olması hiç yakışık alan bir durum değil. Bu hem çevre kirliliğine hem de sinek ve sinekle gelen hastalıklara sebep oluyor…
Bu sorunların hala bu devirde olması çağı yakalama iddiasındaki bir ülkeye ve şehre yakışmıyor. Bu sorun çözülmediği sürece diğer tüm yapılanların hiç önemi kalmaz, tıpkı korona çıktıktan sonra diğer sorunların öneminin kalmaması gibi… Siz dünyanın en iyi otelini yapın, en güzel plajlarına sahip olun ama koku ve sinekten hiç birinden yararlanamayın, olacak iş mi bu?…
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)