Okullarımızda tabi ki daha çok devlet okullarında temizlik hijyen hep sorun oldu. Tabi bu yüzden de salgın hastalıkların başlangıcı hep okullardan oldu. Korona her ne kadar çocuklarda hastalık yapmadığı için okullardan yayılmasa da geçmiş yıllarda ishal, grip, dispepsi, parazit, bit, bronşit, tonsilit, çeşitli cilt hastalıkları hatta uyuz bile okullardan bulaşarak önce çocuklarımıza sonra da onlarla evlerimize kadar gelmiştir.
Şimdi öğreniyoruz ki isteyen okul, tabi bunlar özel okullar 17 Ağustos'ta okullarını açacak. 31 Ağustos'ta evden eğitim olacak, 21 Eylül'de ise okullara gidilecek. Tam da benim dediğim gibi yani özel okullar paralarını alacaklar ki uzaktan eğitimi verebilsinler. Devletin uzaktan eğitimi zaten belli, bu hareket devletin uzaktan eğitimini almak istemeyenleri özel okula zorlamak için yapılmış bir hareket. Öyle olmasa aklın yolu bir, okullar 21 Eylül'de açılıyor denir, tüm okullar o tarihte açılır, ara tatil iptal edilir, sömestr tatili 1 haftaya indirilir iş çözülürdü. Ama amaç özel okul sahiplerine para kazandırmak (bakanımızın özel okul sahibi olması dolayısı ile) ve turizme para kazandırmak (turizm bakanımızın seyahat şirketi ve otelleri olması dolayısıyla) için yapılmış ve asla bunlara zarar gelmesini engellemeyecek şekilde olmasıdır.
Ama umarım bu musubet başka bir yarar getirir. Ben kent konseyinde 3 yıldır "okulların tuvaletlerinin sabun, havlu, kağıt havlu ihtiyacı var, bunun için milli eğitim okulların ihtiyaçlarını belirlesin, ben gerek belediyeler gerekse özel ilişkilerimle tüm ihtiyaçlarını gidereceğim" dememe rağmen bir türlü bana bu listeyi vermeyen veya veremeyen milli eğitim müdürlüğü yetkililerinin de işini kolaylaştıracak gibi geliyor. Artık herhalde bu okulların bu ihtiyaçları da ivedilikle karşılanacaktır, bu sayede artık diğer hastalıkları da daha az göreceğiz.
Gene aynı şekilde devlet okullarında 1000 öğrenciye 1 temizlik görevlisi düşerken ve bu yüzden hem okul hem de tuvaletler iyi temizlenemezken artık olması gerektiği gibi daha çok temizlik görevlisi alınır. Böylece hem istihdama kapı açılır, hem de okullarımız daha hijyeniz ve temiz hale gelir diye umuyorum.
21 Eylül'den sonrada bir çok devlet okulu fiziksel mesafe şartlarına uyamayacağı için ders yapılamaz durumda olacak, bu okulların durumu ne olacak, bunlar uzaktan eğitime devam mı edecek yoksa ne olursa olsun okullara mı gidecekler? Okullara gitmeleri tam bu sıralar başlayacağı tahmin edilen 2. dalganın daha da yayılmasına sebep olmaz mı? Herhalde bilimin gösterdiğini "o zaman gelsin o zaman düşünürüz" gibi bir girişim içindeler. Tabi bu arada olan öğrenci ve velilere veya bir program yapamayan öğretmenlere olacak, bu sorunlar aslında gelmeden çözülse çok daha iyi olacak.
Okullarını açan bazı Amerikan okullarında ve Güney Amerika'daki bazı ülkelerde Korona artışının % 40'ı da bulduğunu unutmamak gerekir. Aslında bir çözüm de o "nasılsa sürü bağışıklığına geçtik" diyip hiç bir hastalığa aldırmadan programı bozmayıp zamanında her şeyi yapmaktır. Ama bunun sonucu ölenlerin sorumluluğunu da almak gerekir. Yoksa bütün sorumluluğu sağlık sistemine yükleyip, sağlık çalışanlarının sırtından rant sağlayıp istatistiklerle oynayarak bu işin içinden çıkılamaz.
Okulların tamamen kapatılmasına da karşıyım, bu devirde dünya ile yarışacaksak her yılın bizim için önemi çok büyük. İş gene de öğrenciye düşüyor, hem kendini koruyacak hem de dünya standartlarına uygun şekilde kendini yetiştirecek. Yoksa diğer ülkelerin kölesi, sömürgesi olmaktan çıkamayız. Buna ne insanımız ne ülkemiz layık değildir.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)