|
Tweet |
Kral Kaybederse dizisindeki “Kaşif” rolüyle hafızalara kazınan Ömer Duran, ilk öykü kitabı “Hayat Neye Benzeseydi Güzel Olurdu?” ile okurlarıyla buluşuyor. İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini alan kitap; gündelik hayatın sıradanlığını, derin bir yalnızlığı ve kalpteki o görünmez örsü mizahın iyileştirici gücüyle harmanlıyor.
Hayat bazen bir bardak şalgamın buğusunda, bazen uzak bir yıldızın titrek ışığında, bazen de kaçan bir golün ardından gelen o derin sessizlikte saklıdır. Ömer Duran, ilk kitabı “Hayat Neye Benzeseydi Güzel Olurdu?” ile okuru tam da bu anların içine, hayatın tam kalbine davet ediyor.
Duran; nefes almakta zorlananların, sıkıntısını sadece “sıkılmak” kelimesine sığdıranların ve eski bir ayakkabının konforunda huzur arayanların hikâyelerini anlatıyor. Kitap, bir bakkalın sessizce akıp giden dramından bir otel odasının loşluğuna, mitolojik efsanelerden sokağın tozuna kadar geniş bir yelpazede, insana dair ne varsa kucaklıyor.
Yazar, modern insanın en büyük sancısı olan “yalnızlığı” anlatırken, okurunu melankoliye hapsetmiyor. Aksine, olaylara kattığı mizahi dil ve samimi üslubuyla, en karanlık anlarda bile bir çıkış kapısı aralıyor. İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlanan bu ilk eser, sadece bir oyuncunun kaleminden çıkan notlar değil; hayata dair derin gözlemlerin, incelikli bir edebiyatla buluştuğu güçlü bir başlangıç niteliğinde.
Arka kapak
Hayat bazen bir bardak şalgamın buğusunda, bazen Orion’un sönük ışığında, bazen de kaçan bir golde düğümlenir.
Hayat Neye Benzeseydi Güzel Olurdu? göğüs kafesinde görünmez bir örsle yaşayanların hikâyesi… Nefes alamayanların, sıkıntıya “sıkılmak” diyenlerin, eski ayakkabıların rahatlığında huzur arayanların…
Ömer Duran; kimi zaman bir yıldızın mitolojik hikâyesine kimi zaman bir bakkalın sessiz dramına kimi zamansa bir otel odasının loşluğuna dönüşen satırlarda, gündelik hayatın içindeki büyük yalnızlığı mizahi bir dille anlatıyor.
Eğer sizin içinizden de “Derde düştüm İlyas!” diye bağırmak geliyorsa zaman zaman, doğru yerdesiniz.