Bugun...



Antalya Kent Konseyi'nde "Sosyal Medyada Kadına Yönelik Şiddet" konuşuldu

Antalya Kent Konseyi 21. Yüzyılda Antalya Çalıştayları kapsamında Kadın Meclisimizce yapılan "Sosyal Medyada Kadına Yönelik Şiddet" konulu panel basın bülteni ve fotoğraflar ekte gönderilmektedir.

facebook-paylas
Tarih: 13-11-2025 20:24

Antalya Kent Konseyi'nde

Antalya Kent Konseyinin 200’ün üzerinde paydaşın işbirliği ile hazırladığı ve 12 Mart 2025 tarihinde açılışı yapılan 21. Yüzyılda Antalya Çalıştaylarının Sosyal Medyada Kadına Yönelik Şiddet başlıklı oturumu Antalya Kent Konseyi toplantı salonunda yapıldı.

Güler Yılmaz Birol başkanlığında yapılan oturumda, Prof. Dr. Seda Bayraktar “Israrlı Takip Davranışının Psikolojik ve Nöropsikolojik Temelleri: Gelenekselden Dijitale”, Prof. Dr. Tuba Birinci Uzun “Sosyal Medyada Kişisel Veri İhlalleri”,  Dr. Nurullah Kantarcı “Sosyal Medya Aracılığı ile Kadınlara Karşı İşlenen Israrlı Takip Suçu”, Dr. Sevda Bora Çınar "Kadına Yönelik Şiddet Karşısında Sosyal Medya Şirketlerinin Hukuki Sorumluluğu" konusunda sunumlarını yaptılar.

Çalıştayın açılışında konuşan Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, “Teknoloji hayatımızı kolaylaştıran güçlü bir araç olmakla birlikte ne yazık ki, aynı teknoloji; yanlış ellerde sadece kadınların değil tüm bireylerin onuruna, mahremiyetine ve güvenliğine zarar veren bir silaha veya araca dönüşebilmektedir. Hepimiz biliyoruz ki günümüzde kişilerin ve özellikle kadınların izni olmadan fotoğrafının paylaşılması, sosyal medyada küçük düşürülmesi, tehdit edilmesi, ısrarlı mesajlarla rahatsız edilmesi, çevrimiçi takip edilmesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmakta ve haberlere konu olmaktadır. Toplum olarak dijital uygulamaların tüm olumsuzluklarından korunmak için bilinçli olmamız ve mücadele etmemiz gerekmektedir. Bu gibi programlarımız devam edecektir.” dedi.

Prof. Dr. Seda Bayraktar, ısrarlı takip (stalking) olgusunu toplumsal, psikolojik ve dijital boyutlarıyla ele aldı. Israrlı takip “Belirli bir kişiye yönelik olarak tekrarlayıcı ve süreklilik gösteren izleme, gözetleme, haberleşme veya taciz davranışlarıyla tanımlanır ve mağdurda korku, kaygı ve tehdit algısı yaratarak gündelik işleyişi önemli ölçüde olumsuz etkiler. Olgu, tek başına bireysel bir davranış örüntüsü değil; güç ilişkileri ve mahremiyet ihlali ile yakından ilişkili bir şiddet biçimidir. Fail profilleri çoğunlukla geçmiş ilişki bağlamlarında ortaya çıkmakta; özellikle ayrılık, reddedilme veya kontrol kaybı temelli motivasyonlar öne çıkmaktadır. Mağdurlarda travma sonrası stres belirtileri, güvensizlik, sosyal geri çekilme ve yaşam kalitesinde belirgin azalma görülebilmektedir. Bu yönleriyle ısrarlı takip, psikolojik destek müdahaleleri ile hukuki koruma tedbirlerinin eşzamanlı işletilmesini gerektirir. Dijitalleşme ile birlikte ısrarlı takip davranışları sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve çevrimiçi gözetim araçları üzerinden daha görünmez, hızlı ve sürekli bir nitelik kazanmıştır. Bu durum, yalnızca bireysel farkındalığın değil, kurumlar arası koordinasyon, hukuki düzenleme ve toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.” dedi.

Prof. Dr. Tuba Birinci Uzun, Sosyal Medyada Kişisel Veri İhlalleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilginin kişisel veri olduğunu belirten Prof. Dr. Tubo Birinci Uzun,  “Kişisel veriler; yalnızca isim, fotoğraf, adres veya telefon numarasından ibaret değildir. Sosyal medyada paylaşılan verilerden örneğin paylaşılan fotoğrafların meta verilerinden konum bilgisine erişilebilmekte, kişinin sosyal medyadaki beğeni alışkanlıklarından, sosyal medyada izlediği videolardan, sosyal medyayı aktif olarak kullandığı saatlerden kişinin yaşam tarzına ilişkin bir profil oluşturulabilmektedir. Bu yönüyle sosyal medya kişisel verilerin en çok ihlal edildiği alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medyada kişisel veri ihlalleri kişisel veri teşhirciliği, hesap ele geçirme veya kişisel verinin paylaşım amacı dışında kullanılması gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Araştırmalara göre kadın sosyal medya kullanıcıları erkek sosyal medya kullanıcılarına oranla daha çok kişisel veri ihlaline maruz kalmaktadır. Sosyal medyada kişisel veri ihlallerini en aza indirmek için gerek ulusal gerekse uluslararası hukuki düzenlemeler güçlendirilmeli, sosyal medya platformlarının kişisel veri işleme politikaları gözden geçirilmeli ve sosyal medya kullanıcıları mahremiyet konusunda bilinçlendirilmelidir.” dedi. 

Dr. Nurullah Kantarcı, Sosyal Medya Aracılığı ile Kadınlara Karşı İşlenen Israrlı Takip Suçu üzerine konuştu. Günümüzde birçok ülkede ısrarlı takip eylemleri suç olarak düzenlendiğini belirten Kantarcı. “Ülkemizde de özellikle kadına karşı şiddet eylemlerinin daha erken bir dönemde önlenebilmesi amacıyla 12.05.2022 tarihinde ısrarlı takip eylemleri TCK’nın 123/A maddesinde suç olarak düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre, ısrarlı bir şekilde bir kimseyi fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına veya kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile hapis cezası verilecektir. Suçun çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi ya da hakkında uzaklaştırma kararı verilen kişiye karşı işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Suçun takibi mağdurun şikâyetine bağlıdır. Bu suçun en yaygın işlenme şekillerinden birisi ısrarlı takip eylemlerinin sosyal medya üzerinden gerçekleştirilmesidir. Örneğin, bir kimseye ısrarlı bir şekilde ve rızasına aykırı olarak sosyal medya platformları üzerinden, temas kurmak amacıyla, arkadaşlık isteği göndermek, mesaj yollamak gibi eylemler ısrarlı takip suçunu oluşturacaktır.” dedi.

Dr. Sevda Bora Çınar, Kadına Yönelik Şiddet Karşısında Sosyal Medya Şirketlerinin Hukuki Sorumluluğunu ele aldı. Dr Sevda Bora Çınar, “Sosyal medya, kullanıcıların görünürlük alanı olduğu kadar, yoğun bir şekilde dijital şiddete maruz kaldıkları da bir alandır. Anonim hesap açma, ekranların sağladığı mesafe, IP manipülasyonu gibi sosyal medya platformlarının sağladığı kolaylıklar, ısrarlı takip, ifşa, hakaret ve cinsiyet temelli nefret söylemlerini hızla yaygınlaştırmıştır. Toplumsal cinsiyet kalıplarıyla desteklenen algılar neticesinde, çoğunlukla kadına yönelen bu dijital şiddet dalgası, yalnızca bireysel suçların değil, platformların ticari ve algoritmik tasarımlarının da doğrudan bir sonucudur. Sosyal medya şirketleri artık yalnızca teknoloji sağlayıcısı değil, aynı zamanda kamuoyu oluşturan, davranış kalıplarını yönlendiren ekonomik güçlerdir. Bu nedenle 5651 sayılı Kanun’un getirdiği temsilci bulundurma, uyarılara kısa sürede cevap verme, ihlalleri raporlama gibi yükümlülüklerin ötesinde, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan detaylı bir kurumsal özen borcu tanımlanmalıdır. Kadına yönelik dijital şiddetle mücadele, yalnızca ceza hukuku değil, etik ve ticari sorumluluk politikalarıyla da desteklenmelidir. Bu nedenle sosyal medya şirketlerinin hukuki sorumluluğu, önleyici platform tedbirleri, algoritmik müdahale ve kullanıcı güvenliğine ilişkin özen borcu çerçevesinde yeniden tanımlanmalıdır.” dedi.

Antalya Kent Konseyi"







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ

En sevdiğiniz sosyal medya platformu hangisidir?


SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI