Daha önceki yazılarımdan takriben bir ay kadar önce özellikle üstünde durmuştum, tüm sağlık çalışanlarının biran önce korona testi yapılması gerektiğini, eğer herhangi bir ölüm olursa da korona olduğunun mutlaka kanıtlanması gerektiğini, eğer bunlar yapılmazsa meslek hastalığı tazminatı alamayacağımızı… Eğer 15 yılın altında bir memuriyetimiz varsa ve bunları yapmazsak bakmakla yükümlü olduğumuz evlatlarımıza, eşimize yani mirasçılarımıza hiç bir maaşın bağlanamayacağını, bizden sonra da onların mağdur olacağını yazmıştım. Maalesef haklı çıktım…
Mersin'de çalışan doktor arkadaşımız tomografi bulgusu ve tedavi şekli ile korona çıktı ve buna yönelik tedavi edildi. Fakat korona testi negatif çıktı -ki % 30 oranında bu sonuç çıkabiliyor- o yüzden bu arkadaşımız vefat ettiği zaman teşhis korona değil viral pnömoni olarak geçti.
Şimdi belki içinizden ne fark eder ki öldükten sonra diye geçebilir ama durum öyle değil. Korona teşhisi sadece istatistikte bir kişinin rakamının eksik olması manası taşımıyor. Aynı zamanda sağlık çalışanı olduğu için ve muhtemelen bu hastalığı salgın sırasında hastalardan kaptığı için sağlıkçıya bu meslek hastalığı olarak geçmesi lazım.. Böyle olursa geride kalan çocukları eşi tazminat alabiliyor ve maaş bağlanıyor, eğer bu teşhis konmaz ve her an, her zaman olabilecek viral pnömoni teşhisi konursa normal bir ölüm olarak görülüyor ve devlet tazminattan kurtuluyor. Ölen sağlıkçı öldüğü ile kalıyor.
Aslında bu dönem ölen tüm hastalara korona testi yapılmalı çünkü korona sadece akciğeri tutmuyor. Kalbi tutuyor kalbi krizi ile öldürüyor, beyni tutuyor beyin kanaması veya infaktüsü ile öldürüyor, böbrekleri tutuyor böbrek yetmezliği ile öldürüyor. Ama kişi özellikle sağlıkçı ise ve koronalı hastalarla münasebet içinde ise mutlaka bu kişilere bu dönem korona testi yapılmalı, gerçek ölüm nedeni saptanmalı ve geride kalan ailesine hak ettikleri tazminat ve maaşlar ödenmelidir.
Bence sendikalar, tabip odaları, dernekler eğer bu konuda üyelerinin hakkını savunamayacaklarsa ne zaman savunacaklar. Ölümden gayri durum mu var? Hadi zaten çoğu sağlık çalışanı kendi canından geçti fedakarca bu hastalıkla mücadele ediyor. Aylarca çocuklarını, yakınlarını göremiyor, hastalık kapıp günlerce yoğun bakımlarda ağrılar sızılar içinde cebelleşiyor. Hiç suçu olmadığı halde sırf dikkatsiz, kendini korumaktan aciz, hastaların hayatını kurtarabilmek için… Bari öldükleri zaman çocukları rezil olmasın ve yaşamlarını sürdürebilsinler. Bu konuda tüm sivil toplum örgütlerini göreve çağırıyorum, şucu bucu olmanın manası yok. Benim dediğim, senin dediğin yok, bu konuda her türlü kamu oyunu oluşturup sağlık çalışanının hakkını savunmak, sizin en birinci vazifeniz… Bu işi yapamıyorsanız istifa edin yapabilecek birleri gelsin.
Tekrar söylüyorum biran önce risk altındaki 300.000 sağlık çalışanına acele korona testi yapılmalı. Bu günde 20.000 test yapılsa 15 günü alır zaten… 40.000 test yapabiliyorken hasta bulamadığımız için 20.000'e düşürmüştük test miktarını, alın size potansiyel korona hastaları sağlıkçılar… Yapın testi bilelim kaçımıza bulaşmış, kaçımız hasta, kaçımızın hayatı tehlikede, kaçımızın karantinaya alınması gerekiyor.
Bu konuda bilim kuruluna da çok iş düşüyor. Bu konuda ağırlıklarını koymalılar, gerekirse istifa ile tehdit etmeliler ama sağlık çalışanlarının taramasını her türlü yaptırmalılar… Konuştuğumuz tüm bilim kurulu üyeleri bunu doğru buluyor ama hiç biri bu konuda bastırmıyor. Neden korkuyorlar veya ne gibi bir menfaat doğruyu yapmalarına engel oluyor, bilemiyorum.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)