Okulların açılışı 21 Eylül'e ertelenirken, hatta bu tarihte bile açılıp açılmayacağı şüpheli iken kuran kurslarının açılmasına göz yumuldu, hem de 30 metre karelik mescitlere 30 öğrenci sokarak yani öğrenci başına 4 metre kare olmazsa okul açamıyoruz ama bir metre kare bile olmayan yerlerde kuran kursu açabiliyoruz…
Diyanet evet bu hükümetin en gözde kurumu, en küçük bir diyanet çalışanın maaşı doktor maaşından fazla, ayrıca bir çok ek gelirleri var. Resmi, gayri resmi olarak ve bu alınan paralar kimsenin gözüne batmıyor sanki mecburmuş gibi de veriyor. Herkes bu paraları görevi olduğu halde yapan bu kişilere VERMEZSEK OLMAZ diye en fakirinden en zenginine kadar bütçesi nispetinde veriyor. Cami lojmanlarında günde 5 saat çalışarak hiç riske girmeden doktordan fazla maaşla gül gibi geçinip gidiyorlar.
Ama bunun yanında bir durum var ki toplum sağlığını tehdit ediyor, o çok daha önemli. Camilerde kuran kursu açılmasında fiziksel mesafe gözetilmeden yani kişi başı 4 metre kare olmadan ki bu mağazalarda, lokantalarda, alışveriş merkezlerinde hemen her kapalı mekanda hatta hastanelerde ve aile sağlığı merkezlerinde mutlaka gözetilen bir şeydir. Camilerde kuran kurslarında asla gözetilmeden açılması ve her yeri kontrol eden içişleri bakanlığı mensuplarının da nedense bu camilerdeki fiziksel mesafeyi görmezden gelmesidir. Artık nasıl bir güçse, nasıl bir ayrıcalık yaratmışlarsa kendilerine, bu konuda da hiç sesleri çıkmamaktadır.
Herhalde tüm katılan çocuklara covit duası ezberletiyorlar veya covit muskası yazıyorlar, bu sayede de bu çocukların hastalanmayacağını, hastalığı yaymayacağını garanti ediyorlar. Yoksa olacak iş mi, sen çocuğunu okula göndermeye korkarken, dip dibe çocukların kuran kurslarına gitmesine nasıl müsaade edersin?
Yakında eski istismar yuvası kuran kursları haberleri yerine covit patlaması yaşanan kuran kursları haberleri ile karşılaşırsak hiç şaşmayalım. Zaten bir takım yakınlaşmaların normal sayıldığı bazı yurtlar insanın midesini oldukça bulandırırken bir de kuran kurslarına giden çocukların covit yayıcı gibi görülüp uzaklaşması, aslında bu kursa giden çocuklara ve onlara ders veren hocaların da zararınadır.
Bu arada fiziksel mesafe kurallarına uyan geniş mekanlarda kişi başı dört metrekareden fazla alanda oturup kendi seccadesini getiren, sürekli ellerini yıkayan, maskesini ne şartla olursa olsun asla çıkartmayan kurlara zaten bir diyeceğimiz yok. Ama bu bilinçte olmayıp, diyanet mensubu olmanın ayrıcalığı ile veya mahallede kaçak olarak işlev gören veya bazı tarikat yurtlarında bu kurallara uyulmadan ders görülen yerlerinde mutlaka denetlenmesi gerekiyor.
Hocalarımızın yukarda yazdığım gibi gelirleri maşallah iyi ve o kurs parasına ihtiyaçları olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden de hem çocukların sağlığı hem de toplumun sağlığı açısından şartlarının uygun olmadığı yerlerde bu kursları vermesine de bir doktor olarak karşıyım.
Bu salgın ancak top yekün mücadele ile yenilebilir, bazı kurumlara ayrıcalık tanıyıp yasaklardan muaf tutarsak asla bu hastalığı yenemeyiz. Bu hastalıktan ya ülkece kurtulacağız ya da zararını hepimiz çekeceğiz çünkü covit ayrımcılık yapmıyor, buna çok alışanlar üzülse de...
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)