2000'li yıllarda yaşadığımız için şanslıyız bence, ya 1900 lü yıllarda yaşasaydık!..
I. Dünya Savaşı 1914 yılında başlar, 1918 yılında biter ve 22 milyon ölü bırakır. Ki o zamanlar dünya nüfusu 1 milyar bile değil… Bir de, dünya çapında bir salgın olan İspanyol Gribi, 50 milyon insanı öldürüyor. İnsanlar çaresiz belki de savaşın bitmesine bu sebep oluyor çünkü 20-40 yaşlarındaki en verimli çağındaki insanları öldürüyor. Dünya perişan, gerçi o zaman da tek çare maske, izolasyon ve hijyen bazı şeyler sanırım değişmiyor, 2-3 yıl içinde kendiliğinden geçiyor…
1929 yılındayken, New York Borsasının düşmesiyle başlayan ve enflasyon, işsizlik ve açlığa neden olan dünya ekonomik kriz, bir çok insan servetini işini hatta intiharlarla hayatlarını kaybediyor.
1933 yılında Nazizm iktidara gelir. Tüm dünya korku içindedir. Ve gerçekten de bir kaç yıl içinde korktukları başlarına gelir. Günümüzde hala o yöntemleri uygulamak isteyenler var ve onlara tüm dünya belki de o yüzden düşman çünkü dünya bu konuda çok acı dersler aldı ve artık hiç bir ülkede diktatör istemiyorlar, adaletin demokrasinin olmadığı her ülkeye düşmanlar.
1939 yılında korkulan olur, II. Dünya Savaşı başlar ve 1945 yılında 60 milyon ölü ile bitiyor. Sadece Holokost'ta 6 milyon Yahudi ölür. Irkçılığın, din düşmanlığının neye mal olduğunu çok acı bir şekilde öğrenir dünya. Belki de bu yüzden hala daha İsrail'e bu kadar hoş görülüler..
1952 yılında Kore Savaşı başlar. Saçma bir savaşa, bir ülkenin iç meselesi olacak bir savaşa bir çok ülke taraf olur, biz de hiç bilmediğimiz bu ülkede sırf NATO'ya girebilmek için binlerce şehit veririz…
1964 yılındayken Vietnam Savaşı başlar, 1975 yılındayken biter. Allahtan bizi bu savaşa katmazlar. Bu savaş emperyalist güçlerin yenilgisi ile sonuçlanır ama binlerce insan ölür, sakat kalır, bu ülkede bu savaşın izleri hala durmaktadır…
Günümüzde şu anda aktif durumdaki bir çok insan 65 yaş üstü dediğimiz bu kuşağın bunları atlattığını bilmeden sanki hiç bir şey yaşamamışlar, "çok dayanıksızlar, aman koruyalım" mantığı ile hareket etmektedir. Halbuki onlar, bunlar konusunda en deneyimli ve bilinçli kuşak zaten, karantina kurallarına yüksek uyumları ile de kendilerini gösteriyorlar…
Bizim 1980-2000'lerde doğan y kuşağı ile 2000-2020 arasında doğan z kuşağı ise durumu işlerine geldiği gibi algılıyor. Tabi bunda suç biraz da onların anne ve babalarında, "biz çektik onlar çekmesin" mantığı ile yetiştirildikleri için hiç bir şekilde konforlarından vazgeçmek istemiyorlar ve hiç çalışmadan, hiç gayret göstermeden her şeyin hazır olarak kendilerine gelmesini ve asla hasta olmamayı bekliyorlar.
O yüzden bizim gibi arada kalmış 1965-1980 arası doğan kuşak da "iyi ki 2000'li yıllarda yaşıyoruz ya 50 sene önce dünyaya gelseydik, ne yapardık" diyebiliyor. 50 sene sonra doğanların bunu anlamamasını da anlamayarak…
Ben de o yüzden diyorum ki hiç bir felaket sonsuz değildir, bu da bitecek. Hemen her yüzyılda bir bu tür felaketler oluyor, belki de gelecek yüzyılki felaketler bu felaketleri aratacak, kim bilir… Tıpkı şimdi "iyi ki bu felaketleri 2000 li yıllarda yaşıyoruz" dediğimiz gibi, onlar da keşke 2000'li yıllardaki gibi olsaydı diyebilirler…
Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan