Pandeminin de etkisi ile bir çok işletme bunun içinde hastanelerde olmak üzere yemekhanelerini kapattılar ve paket servisle yemek ihtiyacını gidermeye başladılar, ancak verilen bu hazır yiyecekler ne kadar sağlıklı, ne kadar besleyici, ne kadar yeterli, ayrı bir tartışma konusu… Bir de yandaş yemek müteahhitin para kazanması için ihale yolu ile paket servis alımı yapılan işletmeler var ki evlere şenlik…
Gazetelerde görüyoruz sağlık çalışanlarına reva görülen öğle yemeği kuru bir sandviç içinde buruşuk bir marul, zar gibi kesilmiş vasfı belli olmayan iki dilim kaşar peyniri yanında menşei belli olmayan büyük ihtimalle GDO mısır şuruplu içinde meyve esansı olan güya meyve suyu… Bu kişiler bununla 24 saat yoğun bakım hastasının, acil hastasının, servis hastasının derdine koşacak, bu mümkün mü sizce?
Sonradan gördük, işittik ki bazı firmalarda aynı uygulamaya geçmiş, hazır pandemi var, hazır işsizlik problemi var, sesini çıkarana devletin polisi jandarması tepesine bindiriliyor, pandemi bahane edilerek vur abalıya bundan beter yiyeceklerle işçiler aç bi laç, zorla hiç bir mesafe, hijyen, maske ihtiyacı karşılanmadan çalıştırılıyor ve şükretmesi bekleniyor… Sesini çıkaranlar ya kapının önüne konuyor ya da polisçe tartaklanıp gözaltına alınıyor. Bu durumların da devlet yetkililerince mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor.
Bir kişinin günlük ihtiyacı hiç çalışmıyorsa asgari 2500 kaloridir, çalışan işçi için bu oran 3500 ila 5500 arası değişir, bu ihtiyacının en ez 2500 kalorisinin öğle yemeğinde işveren tarafından verilmesi gerekir. Öğlen yemek saati mesai içinden sayılır eğer yemek verilemiyorsa yemeğin parası işveren tarafından karşılanmalı ve öğlen arasında en az 1 saat yemek molası verilmelidir, iş hukukunda bu şekilde geçer. Yemekler dengeli şekilde verilmelidir, haftanın en az 3 günü et, balık, tavuk, 2 günü kuru bakliyat şeklinde olmalı, yanında mutlaka sebze, meyve, tatlı, salata olmalıdır, ana yemeğin yanında verilen yiyecekler ana yemeğin vasfına, miktarına göre azaltılır, eksiltilir… Kabaca bu şekilde verebileceğim yemek listesi ayrıntılı olarak diyetisyenler tarafından işin ağırlığına göre, vasfına göre, sağlık koşullarına göre listelenir ve listelerin dışına çıkılmaz.
Verilen yiyeceklere bakıyorum 1000 kalori bile etmeyen, kesinlikle dengeli ve sağlıklı olmayan şekillerde veriliyor. Zaten çok az paraya çalışan işçiler bir de beslenme problemi yaşıyorlar, bu da onların iş verimini düşürüyor, bağışıklık sistemini yok ediyor. Koronaya yakalanma ve hastalık geçirme riskini arttırıyor, belki de işyerinde ve çevrede hastalığın yayılmasını da kolaylaştırıyor.
Çalışanın yemeğinden kısmak sadece çalışanın değil oradan hizmet alan, onunla aynı otobüse, metroya, dolmuşa binen, aynı havayı soluyan herkesin sorunudur. Zaten İLO sözleşmelerine ve çalışma koşullarına aykırı olan bu durum işverenin pandemiyi fırsata çevirme uyanıklığından başka bir şey değildir. Gözünü para hırsı bürümüş patronlar, yandaşa para kazandırma derdindeki idareciler, bakanlığa yaranma derdindeki müdürler, bu işin en büyük sebebidir. Bu sadece o işletmenin değil tüm vatandaşların sorunudur ve toplumsal olarak karşı koymak itiraz etmek gerekir.
Çalışma barışını bozan insanın en insani ihtiyacı olan beslenme ihtiyacına yönelik sorumsuzluk mutlaka giderilmelidir. Gerçi kuru ekmek yiyorsa karnı doyuyordur diyen bir anlayıştan bunu idrak etmesi ve önlem almasını beklemek safdillik olur ama bunu yapmayanlara oy gücünü ve toplumsal tepkiyi göstermek de hem insanlık hem de vatandaşlık görevidir bence…
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)