Salgının artması artık önü alınamaz şekle gelmesi, sağlık çalışanlarının hastalara yetişemez hale gelmesine neden oldu. Artık hastaneler hiç olmazsa kişisel hijyen ve beslenmeye yardımcı olsun diye refakatçi bulundurmayı serbest bıraktı, bu da başka bir sorunu ortaya çıkardı, kim refakat edecek?
Çünkü kiminin işi gücü olduğu için kimisi de hastalığın kendilerine bulaşmasından korktuğu için kendi anne -babasına, kardeşine, oğluna, kızına hatta eşine refakat etmek istemiyor. Ama hastasının da kişisel hijyeninin beslenmesinin aksamasını istemiyor bu da profesyonel refakatçiliği gündeme getiriyor. Günlüğü 500 ila 800 TL arası değişen refakatçilik yeni bir iş kolunu da beraberinde getiriyor. Bu da aslında ne kadar çok sağlık personeline ihtiyaç duyduğumuzun bir göstergesi…
Hiç bir vasfı olmayan kişiler refakatçilik yaparak günde 500 ila 800 Türk lirası kazanırken onun gibi yüzlerce hastaya bakan sağlık personeli o parayı ancak ayda bir olarak döner sermaye parası olarak görüyor. Bir çok sağlık personeli gerek kendi hastanesinde gerekse başka hastanede paralı refakatçilik yapmak zorunda kalıyor, bu da onların virüs yükünü artırıyor.
Aslında bu işin çözümü hasta bakımı konusunda kısa süreli eğitim vermek ve bu işi sertifika ile yaptırmaktır. Böylece herhangi bir şikayet anında kiminle konuşulacağı bulunur, refakatçi ne yapacağını bilir, hasta yakını kiminle konuşacağını bilir, refakat ücretlerinde bir standart getirilir. Refakatçi kendini ve hastayı nasıl koruyacağını bildiği için kendini salgından korur ve hastalığın yayılmasını da engelleyebilir. Böyle bilinçli refakatçi sağlık personelinin de çok işine yarar, onlara daha çok yardımcı olur…
İşsizliğin arttığı bugünlerde yeni bir iş imkanının olması ayrıca iyi bir şey. Yeter ki doğru ellerde doğru bir şekilde yapılsın. Hiç bilinci olmayan hastanın neresinden tutulacağını, nasıl yemek yedirileceğini, nasıl altının temizlenip nasıl çarşafının değiştirileceğini bilmeyen, nasıl kıyafet değiştirileceğini, nasıl yürütüleceğinden haberi olmayan kişinin hastaya refakat etmesi yarardan çok zarar da getirebilir.
Bu işi ülkemizde genellikle yurt dışından özellikle Türki devletlerden eski Sovyetler Birliği ülkelerinden gelen kişilere yaptırılıyor. Aslında çoğu bu işi için eğitimde almış oluyor çünkü onların ülkesinde bu ciddi eğitim gerektiren önemli bir iş. Biz de en kısa zamanda bu iş kolunu önemseyip gerekli eğitimleri vermeli ve hastalarımız için yurt dışından gelenleri değil kendi dilimizi örfümüzü bilen kişilerle çalışma imkanına kavuşmalıyız…
Kısaca benim önerim sadece pandemi döneminde değil diğer sağlık sorunlarında da gerek hastanede gerekse evde hasta bakacak kişilerin olması, bu işin profesyonelce, ciddiyetle ve düzgün bir şekilde yapılması… Hem işsizlikten söz ettiğimiz işsizlerin artık çalışan sayısından fazla olduğu bu dönemde böyle bir iş kolu çok önemli bir fırsattır diye düşünüyorum. Biz millet olarak bu tür işleri küçümseriz ama bu işler bence kazançlı, önemli, ciddi ve dikkat isteyen işlerdir, özenle yapılması gerekir. Bu işler için ülkemize her yıl bir milyona yakın kişi giriş yapmakta, bizden aldıkları ücretlerle ülkelerindeki ailelerine bakmaktadır. İşi küçümsemeden yapıp bu kazancın ülkemizde kalmasına sağlamak bence vatandaşlık görevidir ve devletin bu işe el atması gerekir…
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)