Deprem hiç ummadığımız zamanda hiç ummadığımız yerde gelir, kurtulmak için hayat üçgeni denilen sağlam bir eşyanın yanında mümkün olduğunca küçülerek durmak ve o eşyanın dayanıklılığı sayesinde oluşan boşlukta hayata tutunmak gerekir, Bu eşyalar buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası gibi beyaz eşya olabilir, çelik mobilyalar olabilir, burada yaşama tutunmak gerekiyor.
Burada uzun süre kalınca depremzedelerde su içememekten, idrar yapamamaktan, hareket edememekten, havasız kalmaktan, aç kalmaktan dolayı da hayatımız tehlikeye girebilir. Bunda daha çok böbrekleri etkileyen tıpta crush sendromu dediğimiz bir hastalığa sebep olur. Bunun oluşmaması için şunları yapmak gerekir:
1- Yıkıntıda kalmış insanla ilk temas halinde ilk gördüğümüz koluna bacağına hemen serum takmak gerekir, bu hem vücudun sıvı ihtiyacını giderecek hem de beslenmesini sağlayacaktır. Yaşama direncini artıracaktır, ondan sonra dikkatli şekilde kurtarma çalışmalarına devam edilmelidir. Bu serum hızlıca verilmeli, saatte 1-2 litre olacak şekilde olmalıdır ve kurtarma boyunca hiç azaltılmamalı sürekli verilmelidir.
2-Depremzede dışarı çıktığı anda hemen idrar akışı kontrol edilmeli eğer idrara çıkamamışsa idrar sondası takılıp idrarını yapmasını sağlamalıyız.
3-Eğer kırık kanama varsa hemen kan da takmalıyız. Hemen bir atel içine alınıp kırık çıkık sabitlenmeli, gerekli vücut kontrolleri yapılıp uzmanlara hastaneye ona göre bilgi verilmelidir, kontrolü yapılmalıdır.
Eğer bunlara dikkat edilmezse enkazdan kurtardığımız kişiyi bu sefer böbrek yetmezliğinden kaybedebiliriz veya ömür boyu diyalize bağımlı yaşamasına sebep olabiliriz.
Depremden sonra travma sonrası stres bozukluğu da çok oluşur, yakınlarını kaybeden kişilerde… Uzun süre göçük altında kalan kişilerde bu durum sıkça görülür, bu kişilerin mutlaka psikolojik tedavi görmesi, bu durumu atlatana kadar da bu tedavinin sürmesi gerekir. Bu kişilerin yemeden içmeden kesildiği, kronik ilaçlarını bıraktığı hatta intihara varan eylemler içine giren depremzedelere rastlamak mümkün, o yüzden de nasılsa kurtuldu deyip bu kişiler gözardı etmemiz gerekir.
Depremden sonra yaralı olarak gelen, bir yakınını kaybeden kişiler fiziksel travmaları iyileştikten sonra hemen taburcu edilmemeli, en azından bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmeli ve bu kişiler yakınları, arkadaşları tarafından bir süre gözlem altında tutulmalı, ayda bir psikolojik muayeneye tabi tutulamalıdırlar.
Deprem uzun zaman süren psikolojik ve fiziksel travmalara sebep olur. Anlık bir olaydır ama etkisi ömür boyu kaybolmaz. Bu yüzden de bu etkileri en aza indirmek gerek sağlık çalışanlarına gerek kurtarma ekiplerine gerek depremzedelerin yakınlarına, arkadaşlarına büyük iş yükü yükler. Bunlara dikkat etmezsek enkazdan kurtardıklarımızı başka nedenlerden kaybedebilir.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)