İzmir'imizde çok acı günler yaşanıyor. Depremden etkilenen Bayraklı, Bornova ve Manavkuyu'da çöken 8 apartmanda 100'den fazla kişi hayatını kaybetti, yüzlerce de kişi yaralandı. Peki merkez üssü Seferihisar olan deprem niye oradan 80 kilometre ötedeki bu yerde hasar bıraktı, ki öyle güçlü bir deprem ki ülkemizde ilk defa tusunamiye sebep oldu, merkezde ölüm sebebi bu tusunami oldu…
Bence bunun en büyük sebebi çürük yapılaşma ki çöken apartmanların yanındaki apartmanlar sapasağlam dururken sadece belirli apartmanların yıkılması zaten bunu gösteriyor… Peki bunlar niye önce tespit edilememiş diye soruyoruz. Sonra bakıyoruz ki bunlar 10 yıl önce tespit edilmiş ve bu benzeri binaların kentsel dönüşüm gerektiği Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirilmiş. Sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ne yapmış, şehir İzmir olunca tespit edilen apartmanların yıkılıp yeniden yapılmasında rant olmayınca bunu eskilerin deyimi ile sümen altı etmiş ve bu yaşadıklarımız meydana gelmiş.
Peki gerçekten bu işi için devletin parası yok mu diye düşündüğümüzde ise, bizim 21 yıldır ödediğimiz deprem vergileri akla geliyor. Bu amaçla kurulan TOKİ daha sonra iktidarın yandaş müteahhitlere para aktarma kurumu haline gelince, aktarılan paralar da bizden kesilen deprem vergileri olunca, her zamanki iktidar oyunları gerçekleşmiş, bizden toplanan vergiler yandaş müteahhitler, bazı tarikatlara gitmiş olan kendi parası ile kendine ev yaptıramayan -ki bu oldukça yüksek bir meblağ- vatandaşa olmuş.
Gerçekten deprem vergileri ne kadar diye soracak olursanız, 71 milyar lira diye cevap veririm. Türkiye'deki hane sayısı ise 8 milyondan biraz fazla, hasarlı hane sayısı ise 1 milyonun biraz üstünde… Peki 71 milyonla ne yapılır derseniz, 2 milyondan fazla bina yapılır. Yani biz vatandaş olarak üzerimize düşeni fazlası ile yapmışız, hasarlı olan ve kentsel dönüşüme sokulması gereken bir milyon yapının yaklaşık 2 katı kadar parayı toplamışız, iktidara vermişiz. İktidar ne yapmış bu paraları, amacı dışında kullanarak bugünlerimizi hazırlamış…
Biz kentsel dönüşüm yapmış mıyız, yapmışız ama riskli olan bölgelerde değil, rantı olan bölgelerde yapmışız. Müteahhit 5 kat olan rantı yüksek semtlerde gerekli izni ve desteği devletten alarak 10 kata çıkarmış ve rantını ile zengin olarak kentsel dönüşüm yapmış, biz kentsel dönüşümü yandaş müteahhitler eli ile rantsal dönüşüme çevirmişiz.
Ondan sonra göstermelik depreme müdahale etmeler, anlamadığı işle ilgili sırf kendini göstermek için "vayt be ne iyi bakan, ne büyük bürokrat" demeleri için orada bulunmalar, ahkam kesmeler fayda etmiyor. Yönetmek sorun gelmeden sorunu görüp önlem almakla oluyor, sonra da yapılan şeylerin ne bir önemi var ne de çok işe yarıyor…
İşte yanlış politikaların avanta ve rant peşinde koşmanın cezasını o apartmanlarda sağlam diye oturan halka, tesadüfen alışverişe, traş olmaya gelen insanlara, tesadüfen bir akrabasını, bir dostunu ziyaret eden masum vatandaşlara oluyor. Yani birileri para kazanacak diye yine yüzlerce kişi canını kaybediyor, binlerce kişi ise malından oluyor.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)