Bildiğiniz gibi Astra-zeneka aşısı hastalar üzerinde pıhtılaşmayı artırıcı etkisi görüldüğü için uygulamada askıya alındı. Bu da aşılar üzerindeki güven problemini bir kez daha gündeme getirdi. Her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü görülen yan etkinin sağladığı bağışıklığa göre çok az olduğunu söylese de artık güven sarsıldı.
Bu durumun etkileri çok farklı ortaya çıkacak. Güven sarsıldığı için bu aşıyı kimse yaptırmak istemeyecek, bu yüzden de diğer aşılara olan talep artacak. Bu aşının muadillerine göre daha ucuz oluşu, en çok üretilen ve en çok dağıtılan aşı oluşu, hatta en çok uygulanan aşı oluşu da ayrı bir sıkıntı…
Artık başta Avrupa ülkeleri ve İngiltere olmak üzere bu aşıdan kaynaklanan aşı açığını kapatmak için diğer iki aşıya bilhassa da Biontec aşısına daha çok talep olacak, zaten üretimi çok kısıtlı olan ve aralarında aşı savaşı başlamış ülkelerde bu savaş daha da kızışacak, fakir ülkelerin aşıya ulaşımı çok daha zor olacak…
Peki bu bizi nasıl etkiler?
Bir kere geleceği düşünülen beş milyon Biontec aşısını kesinlikle unutabiliriz. Artık bu aşının gelme ihtimali çok zayıf, bize getirtmezler…
İkinci olarak da ülkemizde üretilmesi planlanan Rus aşısının üretimi artık bizde olmaz, zaten sanırım İtalya'da üretilmesine karar verildi. Zaten İtalya'ya bile gönderilmeyen ve bu konuda hala çok mağdur olan Avrupa lisanslı aşılar yüzünden halkı çok sıkıntı çeken İtalyan hükümeti başka bir çare düşünemedi.
Üçüncü olarak da şimdilik yan etki, insidansı görülmeyen, bizim de kullandığımız Çin aşısına rağbet artar, bu yüzden de Çin firması bize karşı tahhütlerini yerine getiremeyebilir -ki biraz da öyle görünüyor- planlanan aşılar bir türlü ülkemize gelemedi çünkü…
Bu durumun bizim açımızdan iyi tarafı da, bize uygulanan Çin aşısı Sinovac'ın daha kolay akredite olacağı, böylece aşı pasaportu yönünden bir sıkıntı yaşamayacağımız sonucu da çıkabilir ki bu Avrupa ülkeleri ile hem turizm hem de ticaret alışverişimizin süreceği manasına gelebilir.
Tabi bu durum bir kez daha dünyanın en büyük aşı üreticisi olduğumuz ve tamamen gereksizce kapattığımız Hıfzısıhha aşı üretim tesislerinin nasıl stratejik bir durumda olabileceğini ve bunun ülkemize kazandıracağı döviz ve prestijin ne kadar büyük olacağını düşünmeden ettirmiyor.
Bizim önümüzdeki bir kaç ayda ülkemize aşı getirmemiz imkansız gibi görünüyor, o yüzden artık ilk aşı randevusu verilmiyor, sadece ikinci aşı randevusu veriliyor, sanırım Eylül'e kadar da aşı gelmesi zor… Kendi aşımızın üretimine takriben bir yol daha var şu an aşı yaptıranların koruyuculuğu en fazla 9 ay olarak ön görülüyor, bu durumda seneye bir daha aşı yapılması gerekecek, bunun yanında yeni olan ve oluşacak olan mutasyonlara karşı bu aşının etkinliği henüz tam anlaşılmadı. Belki farklı aşılar da uygulanabilecek.
Yani sözün özü biz aşı işini de beceremedik, onca fedakar, becerikli, bilgili, deneyimli sağlık personeline rağmen yapmamız gereken aşının yüzde onuna bile ulaşamadık. Bize düşen yaşamak ve yaşatmak istiyorsak maske- mesafe- hijyen kurallarına uymamız, her ne şartla olursak olalım, liderimiz ne derse desin kongrelere, cenazelere katılmamamız, kalabalık ortamdan uzak durmamız gerekir. Yoksa bu beceriksizliğin faturasını kendimizin veya yakınlarımızın canıyla ödeyebiliriz.
(OZANCA SAĞLIK MOBBİNG POLİTİKA KİTABIMDAN)