Anamnez doktorun hastayı ilk tanırken hastalığın teşhisini koymak için ilk yaptığı sorgulamadır. Yani siz doktora şikayetinizi söyledikten sonra, neresi ağrıyor, ne zamandan beri, geçirdiği hastalıklar- ameliyatlar, ailedeki hastalıklar gibi soruları sorduğu ve buradan hastalık için ön bilgi aldığı durumdur.
Hocalarımız bu konuya çok önem verirdi, hatta üniversite 3. sınıfta klinik bilimler dersimizin ana konusu anamnez almaydı diyebilirim. Hocalarımızın deyimi ile teşhisin % 50'si anamnezden çıkardı. En iyi doktor en iyi anamnez alan doktordur derdi. Tabi öğrenci iken bu konuya akıl erdiremez onca görüntüleme ve labratuvar tekniği varken hoca hala bize anamnezden bahsediyor, bunlar artık eskide kaldı diye düşünüyorduk. Gerçekten de hastanelerde bir uzman tabibi gidince size hemen iki kağıt tutuşturuyorlar, birinde kan ve idrar tahlilleri, ötekinde tomografi, MR, ultrason, röntgen, sintigrafi gibi görüntüleme raporları isteniyor.
Artık bir çok hekim gerek malpraktisten korktukları için gerekse o kadar hasta ile uğraşmak için, kafa yormamak için bu tetkikleri istiyor, buradan çıkan raporlara göre belki de hiç hastaya dokunmadan teşhis ve tedaviye başlıyorlardı.
Ta ki korona çıkıncaya kadar… Şimdi ise görüntüleme yerlerinin temizliğinin sağlanması için randevuler çok geç veriliyor veya sadece acil durumlarda bakılıyor, tahliller de gene fiziksel mesafe yüzünden seyrekleştirildi, bir çok hasta zaten hastalık kaparım korkusu ile hastanelere gitmemeye başladı. Doktorlar da mümkün olduğunca az hasta bakıyorlar ve hastaya yaklaşmak istemiyorlar, uzaktan bakmak istiyorlar. Bu sayede hem kendilerini hem de hastalarını korumaya çalışıyorlar.
İşte bu durumda gerek hastanelerde gerekse aile sağlığı merkezlerinde anamnezin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu dersi iyi öğrenen iyi okullardan mezun iyi hocalar tarafından eğitilmiş hekimler sadece anamnezle doğru teşhis koyabiliyorlar, dolayısı ile doğru tedaviyi de verebiliyorlar. Hatta bu oran diyebilirim ki artık % 50 değil % 70-80 bu şekilde konuyor. Artık bir çok hastalığın teşhis ve tedavisinde uzman, pratisyen kavramı da kalmadı. Bir çok uzman hekimin elinde görüntüleme ve labratuvar verileri olmadan hastalığı teşhis ve tedavide zorlandığı, hastayı muayene etmenin de riskini gördüğü için bu konuda da sıkıntı çektiklerini görüyoruz…
Bu korona günlerinde diğer hastalıkların teşhis ve tedavisinde en önemli yöntemimiz anamnez haline geldi, tabi bunda hastanın doğru bilgi vermesi, doktorun doğru soruyu sorması bu konudaki tecrübesi çok önem taşıyor.
Belki bu konuda iyi eğitim almış ve laboratuvar ve görüntülemenin bu kadar gelişmediği yıllarda tıp eğitimi almış doktorlar çok daha şanslı görülebilir. Gerçekten de öyle artık yeni nesil hocalar da anamnezin üzerinde çok durmuyorlar, bunu yanıma gelen stajyer veya intörn doktor adaylarında çok iyi şekilde görüyorum. Bu yüzden bir çok hekim elinde laboratuvar ve görüntüleme olmadan sudan çıkmış balık gibi kalıyorlar ne yapacaklarını bilemiyorlar. Hemen biran önce TUS'u kazanıp tekrar bu imkanlara kavuşmak istiyorlar. Bu da aslında hekimliğe çok zarar veriyor, hekimi robotlaştırıyor, mesleği sanat olmaktan çıkartıyor.
Bence tüm tıp fakültelerinde anamnez yine en önemli ders olmalı ve teşhis ve tedavinin laboratuvar ve görüntüleme ile değil hekimlikle konulması gerektiği, tüm tıp öğrencilerine öğretilmeli, diğer tetkikler sadece bizim teşhis ve tedavimizi kolaylaştıran unsur olarak kalmalıdır.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)