65 yaş üstü kişiler evlerde kapatıldığı için çok mutsuzlar ve kendilerine ayrımcılık yapıldığını söylüyorlar ve gerçekten de haklılar… Onlara yapılan ayrımcılık pozitif ayrımcılık gibi görülse de sonuçları itibari ile çok daha negatif sonuçlar doğuruyor. Halbuki bizden başka diğer ülkeler ayrımcılık yapmadan yasaksa herkese yasak, serbestse herkese serbest, ayrımsız uyguluyorlar. Bu da 65 yaş insanımızın psikolojik sorun geçirmesini engelliyor, ayrımcılık hissetmiyor.
Amerika'da yapılan araştırmaya gören başarılı yaşlar 60-70 yaş arası insanlardan oluşuyor. İkinci en başarılı insanlar 70-80 yaş aralığında, 3. en başarılı olanlar 50 -60 yaş arasında yani 50 yaş altında, insanların mesleki başarılarından henüz söz edemiyoruz, bu da 60 yaş üstü kişilerin aslında ne kadar değerli olduğunu gösteriyor…
Biz dahil dünyanın % 70'lik kısmını 65 yaş üstü başkanlar, krallar, cumhurbaşkanları, devlet başkanları yönetiyor yani genç başkan sayısı oldukça az… Tüm dünyayı yöneten 65 yaş üstü kişilerin biz kendilerini idare edemeyeceğini düşünüp evlere kapatıyoruz.
65 yaş üstü kişiler aynı zamanda toplumsal hafızayı oluşturuyor, eski kara günlerden nasıl kurtulduğumuzu, eski ile yeniyi kıyaslamamız gerektiğinde aradaki farkı en iyi onlar biliyor. Belki de o yüzden iktidarlar bu kesime biraz daha düşman oluyor, eski mutlu günleri hatırlayıp iktidarın söylediği yalanlara kanmadıkları ve doğruyu net şekilde söyledikleri için… Çünkü 70'li- 80'li yıllarda aç değil açık değildik, evet yokluklar vardı ama bu yokluklar herkese yokt… Zengin fakir ayırımı, yandaş ve karşı durumu bu kadar net ve aradaki uçurum bu kadar derin değildi… Evet yağ yoktu, tüp yoktu, benzin yoktu ama cebimizde paramız vardı, evet hastanelerde kuyruk vardı, hastalar çoktu ama doktorlar tedavi uyguluyor, şimdiki gibi tedaviden korkmuyor, defansif tıp uygulamıyordu. Doktorun saygınlığı vardı, hekime şiddeti insanlar o kalabalığa rağmen düşünmüyordu bile, çünkü onun sorumlusunun da hekim olmadığını çok iyi biliyordu, şimdiki gibi beyni yıkanmış yönlendirilmiş bir halk yoktu…
Önceden işsizlik bu kadar çok değildi, en azından aile 1-2 kişi çalışırdı, çalışmayana konu komşu akraba yardım ederdi çaktırmadan, sosyal adalet, toplumsal sorumluluk vardı, iş bulanın parası en azından yoksul sınırının üzerindeydi, o yüzden işi varsa karnı doyardı, zaten sendikalar şimdiki kadar yandaş değildi, işçinin hakkını sonuna kadar savunur, hak alamazsa greve giderdi ve bu grevden devlet de işveren de korkardı, polis grev yapanı bırakın engellemeyi müdahalede bile bulunmazdı.
Evet önceden de iktidarlara güvenmez hatta onlarla dalga geçen mizah dergileri vardı, basın hürdü, asla kimse basına müdahale etmeyi sansür uygulamayı cezalandırmayı düşünmezdi. Önceden yargı en güvenilir kurumdu, yargıya gidince hakimin yanlı karar vereceğini düşünmez, bir kaç satılmış hakim de olsa o işin temyizde düzeleceğinibilirdi. Eskiden iktidarlar yargıya müdahaleyi akıllarından bile geçiremezdi.
İşte 65 yaş üstü vatandaşların bunları anlatacağından korktukları için sokağa çıkma yasağını onlara uyguluyorlar, böylece kendilerinden önceki zamanları istedikleri gibi anlatacaklar, onlara itiraz eden olmayacak. Bizde algı yönetimi için bakanlıklar üstü bir bilişim merkezi boşuna kurulmadı. Algılarla oynayıp başarısızlıklarını gizlemenin yolu, hatta kendilerini başarılı göstermenin yolu bu… Bu oyunu ancak gerçekleri bilen yaşayan 65 yaş üstü bozabilir, bir de 20 yaş altı onları hiç dinlemeyen kuşak bozabilir. O yüzden bu iki grup içerde diğerleri dışarıda…
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)