|
Tweet |
Küresel Limit Aşımı Günü bu yıl 30 Temmuz'a denk geliyor. Bu tarih, insanlığın gezegenimizin bir yılda yenileyebileceği doğal kaynakları yalnızca yedi ayda tükettiğini gösteriyor. Yılın geri kalan beş ayında gelecek yılların doğal kaynaklarını bugünden tüketiyor olacağız.
WWF-Türkiye, Küresel Limit Aşım Günü’nün daha ileri bir tarihe taşınabilmesi için kömür ve
Global Footprint Network tarafından hesaplanan Küresel Limit Aşımı Günü, insanlığın doğanın bir yıl içinde yenileyebileceği doğal kaynakları tükettiği tarihi ifade ediyor. 2026 için bu tarih 30 Temmuz olarak belirlendi. Küresel Limit Aşımı Günü'nün hesaplanmaya başlandığı 1970'lerden bu yana insanlık, Dünya'nın yıllık yenilenme kapasitesini her yıl aşmaya devam ediyor. Bugün insanlık, doğanın kendini yenileme kapasitesinden %73 daha fazla kaynak tüketiyor. Başka bir ifadeyle, mevcut üretim ve tüketim biçimimizi sürdürebilmek için yaklaşık 1,73 Dünya'nın kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz.
Bu aşırı tüketimin sonuçları; ormansızlaşma, toprak kaybı, biyolojik çeşitlilikteki azalma ve atmosferde biriken karbondioksit emisyonlarıyla giderek daha görünür hale geliyor. İklim krizinin derinleşen etkileri ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları, doğal kaynakları doğanın sınırları içinde kullanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor.
Ekolojik Açığı Kapatmak İçin
Küresel Limit Aşımı Günü'nün her yıl yaz ortasında gerçekleşmesi, enerji, ulaşım, kentleşme, üretim ve kaynak
Türkiye’nin ülke Limit Aşımı Günü ise bu yıl 6 Haziran olarak hesaplandı. Bu tarih, dünya ortalamasından yaklaşık iki ay önce gerçekleşti ve Türkiye'nin doğal kaynakları küresel ortalamadan daha hızlı tükettiğini ortaya koyuyor.
WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, konuyla ilgili açıklamasında "Küresel Limit Aşımı Günü, doğanın sınırlarını aşan üretim ve tüketim biçimlerinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekolojik açığın kapatılması, küresel politikaların doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir seçeneklerin toplumun tamamı için erişilebilir kılınmasını gerektiriyor. Bu kapsamda kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir çıkışın hızlandırılması; yenilenebilir enerji sistemlerine öncelik verilmesi ve bozulan Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye'nin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Kula, “Türkiye'nin kömürden çıkış için açık ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyması güçlü bir liderlik mesajı olacaktır. Fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim krizine karşı atılmış bir adım değil; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendiren, insan ve doğa için daha sağlıklı ve dayanıklı bir geleceğin de temelidir” ifadelerini kullandı.