Bugun...



Ziraat Yüksek Mühendisi Zekai İlter "Böyle devam ederse seracılık son bulacak"

Ziraat Yüksek Mühendisi Zekai İlter, domateste çeşit çokluğu nedeniyle bölgede domatesin markalaşamadığını ve çeşit çöplüğüne dönüştüğünü belirterek, "böyle devam ederse bizden daha kötü ve zor şartlarda üretim yapan ülkelere pazarımızı kaptırarak, domatesin paralelinde seracılık son bulacak" dedi.

facebook-paylas
Tarih: 23-04-2021 18:41

Ziraat Yüksek Mühendisi Zekai İlter

BÖLGE SERACILIĞI ÇEŞİT ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞTÜ!

 

Ziraat Yüksek Mühendisi Zekai İlter, domateste çeşit çokluğu nedeniyle bölgede domatesin markalaşamadığını ve çeşit çöplüğüne dönüştüğünü belirterek, "böyle devam ederse bizden daha kötü ve zor  şartlarda üretim yapan ülkelere pazarımızı kaptırarak, domatesin paralelinde seracılık son bulacak" dedi.

Örtü altı sera üreticiliğinin önemli merkezlerinden biri olan ve seracılığın başkenti olarak adlandırılan Kumluca'da, Türkiye'deki domates üretiminin yaklaşık yüzde 15'i gerçekleştiriliyor. Türkiye'de örtü altı sera üreticiliğinde önemli bir yere sahip olan, "Seracılığın başkenti" olarak adlandırılan Kumluca'da en fazla üretilen sebze ise, domates. Kumluca'da üretilen domateslerin önemli bölümü Rusya, Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelere ihraç ediliyor.

 

 

Kumluca'da tohum ıslahı ve üretimi yapan ve ilçeden 16 ülkeye tohum ihracatı yapan E-Z Tohumculuğun sahibi, Ziraat Yüksek Mühendisi Zekai İlter, bölge seracılığının çeşit çokluğu nedeniyle domateste markalaşamadığını ve çeşit çöplüğüne dönüştüğünü söyledi. Seracılığın başlama hikayesini ve günümüzde geldiği noktayı değerlendiren Zekai İlter şunları söyledi:

 

 

ÜRETİM PATLAMASI, SERACILIKTAKİ YÜKSEK KARLILIKLARI İYİCE DÜŞÜRDÜ
"Seracılık; Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin belirli ve sınırlı bölgelerinde, iptidai yapılar (tünellerle) altında başladı. Sınırlı olan bu üretim de, o günün şartlarında astronomik fiyatlara satıldı. Dikkatleri çeken bu yüksek karlılık ise; dünyayı seracılığa yöneltti ve bu alanda muazzam bir yarış başladı. Deneme ve araştırmalar neticesinde de; her iklime uygun sera konstrüksiyon modelleri geliştirildi. Devreye giren (ısıtma-soğutma) teknolojileriyle de, sınır tanımaz hale geldi. Gerek doğalgaz rezervi olan ülkeler, gerekse sıcak yeraltı suyuna sahip bölgeler de topraksız tarım tekniğini kullanarak, seracılığı 12 ay üretim yapan fabrikalara dönüştürdü. Netice olarak; devreye giren yeni teknik ve teknolojilerle yaygınlaşan modern seracılık, artan verim ve kalite  ile birlikte, üretim patlamasına neden oldu. Bu üretim patlaması rekabeti, rekabet ise seracılıktaki yüksek kârlılıkları iyice düşürdü."

 

DİKİM DESENİMİZİ SÜREKLİ GÜNCELLEMELİYİZ
Bu gerçeği görmek, 'nasıl bir çıkış yolu bulabiliriz'in muhasebe ve mukayesesini  yapma  zamanıdır diyen İlter, "eleştirmeye de kendimizden başlamalı, sorumluluklarımızı gözden geçirmeli, işimizle ilgili ihmal, ihlal ve hatalarımızı tespit etmeliyiz. Yetmez; üretim yaptığımız sera bölgemizin avantaj ve dezavantajlarını en doğru şekilde tespit edip, avantajlarımızı da, bizi güçlü ve iddialı yapacak sezon ve ürünlerde kullanmalıyız. Yetmez, rakip ülkelerin avantaj ve dezavantajlarını, üretim çeşitliliği ve miktarlarını, hatta ihracat yapacağımız ülkelerdeki tüketicilerin tercihlerini ve tercihlerindeki değişimleri, ilgili tarım STK'ları (birlik ve odalar) kanalıyla an be an takip edip, çeşit dikim desenimizi sürekli güncellemeliyiz" dedi. Markalaşmanın önünde, çeşit bolluğunun engel olduğunu vurgulayan Zekai İlter, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

VERİM, KALİTE, SERTLİK VE LEZZET
"Artık, ulaşım ve iletişimin sağladığı kolaylıklar, hepimizi birer Dünya üreticisi haline getirdi. Global ölçekli bu yarışta sürekli ve başarılı olabilmenin ilk şartı ise; markalaşmak olduğu, çağın inkar edilmez gerçeğidir. Ancak, bu global açılımın, işimize getirdiği yeni anlayış ve kriterler vardır. Ve bu global pazar; 'Verim, Kalite ve Sertlik' olmazlarımıza, 'lezzet'i de dahil etmiştir. Ve lezzet; ürünün pazar değerini belirleyen, önemli bir kriter haline gelmiştir.

 

DOMATESTE 200'ÜN ÜSTÜNDE ÇEŞİT VAR
Şu an, markalaşmamızın önündeki en önemli yanlışımızın çeşit çokluğunu, çeşit çöplüğüne (kirliliğine) dönüştürmüş olmamızdır. Fideliklere gelen sipariş listelerinde, sadece Domateste 200'ün üstünde çeşidin olduğu, fideci arkadaşların tespitidir. Bu; 20 tonluk bir ihracat Tır'ının en az 8-10 farklı çeşit ile doldurulması, Bunun anlamı ise; her kasada farklı kalite, lezzet ve raf ömrünün bulunması demektir. Bu çeşit kirliliği içinde, dünyanın aradığı 'itibarlı ve istikrarlı marka olma' şansımız yoktur. Başta üreticilerimiz olmak üzere, bu sektörden ekmek yiyen herkesin bu yanlışa dur demesi milli, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Yoksa, bizden daha kötü ve zor  şartlarda üretim yapan ülkelere pazarımızı kaptırıp, seracılığı üreticiler olarak hep birlikte öldürebiliriz. Bunun için, kaliteli çeşitlere indirgeyip markalaşmanın lâzım".

Mehmet ALPTEKİN / KUMLUCA







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KUMLUCA Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
HABER ARŞİVİ

Maske, mesafe, hijyen kurallarına uyuyor musunuz?


ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI