Bugun...


Eyyüp AYDIN

facebook-paylas
NEDEN ŞİDDET TOPLUMU OLDUK?
Tarih: 22-03-2021 16:24:00 Güncelleme: 22-03-2021 16:38:00


Şiddet, zamana ve sosyal yapıya göre değişen bir kavram olmasına rağmen, insanlık tarihinin ilk zamanlarından itibaren insanoğlunun gerek bireysel gerekse toplumsal boyutta karşı karşıya kaldığı önemli bir insanlık sorunudur. Topluma şöyle bakıyorum. Küçük-büyük, okumuş- okumamış hemen herkes şiddet odaklı hale gelmiş.

 

Son yıllarda şiddet haberlerini sıkça duyar olduk. Evde, iş yerinde, okulda, trafikte her an her yerde şiddet görüntülerine tanık oluyor ya da duyuyoruz. Yaşanan şiddet olayları karşısında gerçekten şaşırmamak elde değil... Şiddeti uygulayanlar hem suçlu, hem de öylesine pervasızlar ki… Nasıl, ne zaman böylesine acımasız, böylesine "şiddeti" çok yoğun yaşayan bir toplum haline geldik…

 

 Her yıl eski yılı şiddet haberleriyle kapatıyor, yeni yılı şiddet haberleriyle açıyoruz. Her yerde şiddet almış başını gitmiş. Sokaklarda, evlerde kadınların çığlıkları yükseliyor. Şiddet dolu nefret söylemleri ve televizyonlardaki şiddet dolu dizi ve filmler, her yıl daha da mutsuzlaşan toplumu her ne kadar şiddet toplumu haline getirse de, bana göre asıl sebep toplumda eğitimsizliğin, adaletsizlik duygusuyla birleşmesi sonucu yoksulluğun ve işsizliğin yaygınlaşmasıdır. Cinsiyetin, sınıfın, babanın işsiz olmasının yanı sıra ekonomik durumun şiddet eğiliminde etkili faktörler olduğu sonucuna varılmıştır.

 

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması hata oldu. Sözleşmeyle belki kadın cinayetleri durdurulamadı. Ancak caydırıcı özelliği vardı. Kaldı ki İstanbul Sözleşmesi, uluslar arası arenada Türk toplumunun kadına bakış açısının önemli bir göstergesi olmuştu. İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını isteyen gerici zihniyetlerin sığındıkları gerekçeye bakın! Neymiş, 3-5 ülke bu sözleşmeyi uygulamıyormuş. Bir de çoğunlukla uygulayan ülkelere bakın farkı daha iyi anlarsınız. Türkiye büyük ve çağdaş bir ülkedir, öyle de yoluna devam edecektir. Nüfusunun yarısı kadın olan Türkiye'de, kadına aşağılayıcı gözle bakıldığı sürece kadına şiddeti önleyemezsiniz.

 

Adaletin yeterince işlemediğine duyulan inanç işlenen suçların cezasız kalacağını düşündürür. Türkiye'de son yıllarda, toplumun önemli bir kesiminde sadece hukuki alanda değil tüm kamusal alandaki süreçlerin adil işlemediğine ilişkin bir kanı oluşmuş durumda. Bu durum ceza almayacağını düşünen insanlar arasında suça eğilimi artırır. Doğal olarak erkek egemen toplumda bundan en çok kadınlar etkilenir. Özellikle kadınlara yönelik şiddet ve taciz/tecavüz suçlarında "arabuluculuk/uzlaştırma", "erteleme", "paraya çevirme", "ön ödeme" ve 'tahrik indirimi' gibi uygulamalar bu eşitsizliğin somut göstergeleri olarak karşımıza çıkmakta ve şiddetin daha çok artmasında belirgin bir rol oynamaktadır. Suç işleyenleri, çoğu zaman senin adamın, benim adamım  diye ayırır, yargıda adaletin tecelli etmesini sağlayamazsak,  toplumda şiddeti önleyemeyiz!

 

Hani bu ülkenin insanı sevgi ve merhamet dolu, hani büyüğünü sayar, küçüğünü severdi… Komşusuna, eşine, dostuna, arkadaşına zarar vermez, birbirinin yardımına koşardı… Bugün bu duygulardan ne yazık ki eser kalmadı. Sadece kadın cinayetlerinde değil, yaşanan tüm şiddet olaylarının arkasında yatan asıl gerçek, bireysel ve aile yaşamımızda huzur, güven ve sevginin olmamasıdır. Sevgisizlik; toplumun içini kemiren çok büyük bir hastalık haline geldi. Hayatımızın zenginliği olan sevgiden içimizde zerre kadar iz kalmadı. Komşularımızla, dostlarımızla İlişkilerimizde bile sevgi bağı yok oldu. Günümüzde her şeyin kirlendiği bu süreçte sevgi, yerini sevgisizliğe bıraktı. Sevgisiz bir toplumda nasıl yaşanır ki?
Aslında toplumda sevgi tek başına yeterli değildir. Sevginin yanında insanlar birbirine saygı da göstermelidir. Saygı ve sevginin bir arada bulunduğu toplumlar uzun ömürlü olur ve hiçbir zaman kargaşa ve şiddet sarmalı içine düşmezler.

 

Ne zaman "Bu ülke ve bizler nasıl bu hale geldik" diye üzülmek yerine "İnsanımızı, ülkemizi şiddet sarmalından nasıl kurtarabiliriz" diye ciddi ciddi düşünmeliyiz. Bunun için de başta ülkeyi yönetenler olmak üzere çocukları daha iyi yetiştirmesi gereken anne-babalardan öğretmenlere, televizyonlara, topluma örnek olması gereken kanaat önderlerine, siyasi liderlere, ilgili ve yetkililere kadar herkese çok önemli görevler düşmektedir.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
HABER ARŞİVİ

Maske, mesafe, hijyen kurallarına uyuyor musunuz?


ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI