Bugun...


Seliz ARAY

facebook-paylas
ÖYLE İÇİMDEN GELDİ
Tarih: 28-03-2021 19:37:00 Güncelleme: 28-03-2021 19:37:00


Çocukluğumdan beri her bir yazıya başladığımda “Bugün canım çok sıkkın.” Diye başlamışım. Buna çok gülmüştüm ve neden hiç mutluyum diye başlamadığımı merak etmiştim. Şimdi anlıyorum aslında. Çünkü ben hep canım sıkkınken yazmaya yönelmişim. İçimdekileri bir şekilde dışarı atmak için böyle bir yol bulmuşum kendime. Belki kimse benim ne hissettiğimi anlamayacak diye düşündüğüm için böyle bir yol geliştirmişim kendime.


Çok da iyi olmuş aslında. Çünkü sen etrafındakilere içindekini anlatmaya çalışırken yeterince dürüst olamıyorsun. Yanlış anlaşılır ya da beni anlamaz belki diyerek hep biraz daha farklı anlatıyorsun. Ama yazarken öyle mi? İçindeki her şeyi dosdoğru yazabiliyorsun.
Hatta yazmak o kadar rahatlatıyor ki insanı, belki de uzun zamandır yazmadığım için bu kadar bunaldım.


Eskiden en büyük keyfimdi, defterimi kalemimi alıp deniz kenarına gitmek, Kale içine gitmek. Oturup yazımı yazardım, etrafı izlerdim.  Ve belki de 2 yılı aşkın bir zamandır bunu yapmıyorum. Hep diyorum ki vaktim yok. Aslında evet bu son yıl yani 2020 hepimiz için çok zorlu geçti. Yeni bir düzen geldi. COVİD-19 hepimizin özgürlüğünü kısıtladı, hepimizi korkuttu. Ve kendimiz için değil ailemiz, sevdiklerimiz için korktuk. Aslında bir yönden böyle bir virüsün çıkması iyi oldu diye düşünüyorum. Bir yılı aşkın süredir bazı şeylerin değerini daha iyi anladık. Yani sevdiklerinle sarılabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu, arkadaşınla bir cafede oturup kahve eşliğinde sohbet etmenin ne kadar keyifli olduğunu ve hatta bir restaurantta oturup yemek yiyebilmenin nasıl bir ayrıcalık olduğunu anladık. Sevdiğimiz şeylere, kişilere daha sıkı sarılmamız gerektiğini öğrendik. Bu hayatın gerçekten çok uzun olmadığını, her an bir şekilde sevdiklerimizi kaybedebileceğimizi öğrendik. Tüm bunlarla beraber alışkanlıklarımızı bırakmak zorunda kaldık. Her şey tamamen değişti. Eskiden maske takan insanlardan korkarken, şimdi maskesiz insan gördüğümüzde korkar olduk.


Evlere tıkıldık kaldık. Hafta sonları ve bayramlarda günlerce dışarıya çıkamadık. Evlerimizle uğraştık, ailemizle bir arada kaldık ve birbirimizi daha iyi tanıma fırsatı bulduk. Aslında günlük hayat meşgalesinde ailemizi ne kadar da ihmal ettiğimizi gördük ve aslında ne kadar az tanıdığımızı da görmüş olduk. Birlikte zaman geçirdikçe birbirimizin bazı davranışları göze batmaya başladı tabi ki. Çünkü daha öncesinde başka şeylerle o kadar meşguldük ki göremiyorduk. Tanıdıkça sevdiğimiz yönleri de oldu tabi. Ama aslında bu dönem bize sabrı öğretti ve öğretmeye de devam ediyor.  


Aman Tanrım diye bir film izlemiştim. Sanırım ikinci filmiydi bu bahsettiğim. Orada tanrı rolünde olan Morgan Freeman diyor ki ; “ İnsanlar bana sabır ver der dururlar. Peki, ben onlara sabır mı veririm, yoksa sabretmeyi öğretecek olayları mı yaşatırım?” ne kadar içime işlemişti bu söz. Ve her yerde kullanırım bu cümleyi. İnanılmaz doğru. Sabretmeyi sabredecek durumları yaşamadan öğrenemiyoruz maalesef.


Daha güzel, daha sağlıklı ve daha mutlu günlere kısa zamanda kavuşmak dileğiyle…
Sağlıkla ve sevgiyle kalın…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS

Maske, mesafe, hijyen kurallarına uyuyor musunuz?


ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI