Türkiye’de basketbol, başarılarıyla değil çoğu zaman yok sayılmasıyla gündeme geliyor. Oysa Avrupa kupalarında elde edilen zaferler, yetişen yıldızlar ve dolup taşan salonlar bu sporun ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Buna rağmen medya gündeminde basketbol hâlâ futbolun gölgesinde kalmaya mahkûm.
Bir EuroLeague maçında Avrupa devleri dize getirilirken, aynı akşam spor bültenlerinde bu başarı birkaç dakikalık “özet”le geçiştiriliyor. Ertesi gün ise sayfalarca hakem tartışması, transfer dedikodusu ve polemikler futbol üzerinden dönüyor. Başarı varsa sessizlik, kriz varsa manşet… Basketbolun medyadaki kaderi bu.
Bu durum sadece sporu değil, spor kültürünü de zedeliyor. Gençler rol model arıyor ama ekranlarda basketbolcuya yer yok. Altyapıdan çıkan bir yetenek, futbolcunun onda biri kadar görünür olamıyor. Görünürlük olmayınca sponsorluk azalıyor, ilgi düşüyor, döngü kendi kendini besliyor.
Oysa basketbol; fair-playi, taktik zekâsı ve tribün kültürüyle örnek bir spor. Medya bu oyunu sadece skorla değil, hikâyesiyle, emeğiyle ve vizyonuyla anlatmalı. Çünkü basketbol ikinci planda kalacak bir spor değil; ikinci planda bırakılan bir değer.