Bir amca feryat ediyor:
“Nur, gül gibi bir kızdı, iskelete döndü. Neden? Açlık yüzünden. İsraillilerin bize dayattığı abluka yüzünden. Batı’da olsaydı kıyamet kopardı. Dünya bizi yüzüstü bıraktı.”
Nur, 10 yaşında bir çocuktu. Çocuk dediysem; elinde oyuncağıyla, hayallerinin peşinde koşan, bir gün büyüyünce doktor olmayı, öğretmen olmayı hayal eden bir kız çocuğu… Ama onun hayalleri açlığın soğuk yüzüne çarptı, toprak oldu. Nur’un hikâyesi, Gazze’de yaşananların özeti aslında.
Gazze’de açlıktan ölen çocuklar, sadece rakam değil
Bugün Gazze’de her geçen gün bir çocuk daha açlıktan ölüyor. Kimisi henüz yürümeyi bile öğrenmeden, kimisi ilkokula yeni başlamışken, kimisi ergenliğin eşiğinde… Hepsinin ortak kaderi, yetersiz beslenme ve ilaçsızlıktan ölüme sürüklenmek. Çünkü İsrail’in uyguladığı ağır abluka, sadece gıda girişini değil, yaşamın kendisini de boğuyor.
Uluslararası kuruluşların raporları açık: Gazze’de çocukların neredeyse tamamı akut yetersiz beslenme riski altında. Ama raporlar tek başına yetmiyor. Çocuklar açlıktan öldüğünde, dünyadan güçlü bir ses yükselmiyor.
Batı’da olsaydı…
Nur’un amcası Gazi Ebu Sela’nın dediği gibi, “Batı’da olsaydı kıyamet kopardı.” Gerçekten de haklı. Eğer bir Avrupa ülkesinde çocuklar açlıktan ölseydi, manşetler günlerce bu haberle çalkalanır, dünya liderleri kameralar karşısında gözyaşı dökerdi. Ama konu Gazze olunca, dünya birden sessizleşiyor, kulaklar sağır, gözler kör oluyor.
Savaş sadece bombalarla yapılmıyor
Açlık, bir silah haline getirildi. Yiyecek, ilaç, temiz su; her şey kısıtlandı. Ve bu kısıtlamalar, “savaşın yan etkisi” değil, bilinçli bir strateji. Çünkü açlık, en acımasız işkence yöntemidir. Ve en çok da çocukları vurur.
Vicdanlar da abluka altında
Dünya, sadece Gazze’yi değil, kendi vicdanını da abluka altına aldı. Televizyon ekranlarından izliyoruz, gazeteler yazıyor, sosyal medya paylaşıyor… Ama bu görüntüler bir “alışkanlığa” dönüşmüş durumda. Sanki normalmiş gibi, sanki sıradan bir haber gibi…
Nur’un gülüşü dünyayı kurtaramaz ama dünyayı utandırabilir
Nur, gül gibi bir kızdı. Şimdi toprağın altında. Onun gülüşü dünyayı kurtaramadı belki ama dünya liderlerinin suratına çarpan bir tokat gibi orada duruyor. Ve hepimiz şu soruyla baş başa kalıyoruz:
“Çocukların açlıktan öldüğü bir dünyada, biz gerçekten insan mıyız?”
Gazze’nin çocukları, dünyanın en büyük sınavıdır. Ve şu ana kadar bu sınavda sınıfta kaldık.