Korona günlerinde insanların sıkıntı çektiğini ama doğanın kendini yenilediğini, ozon tabakasının onarıldığını, hava kirliliğinin düzeldiğini, kuşların, arıların, böceklerin çoğaldığını bitkilerin, çiceklerin bir başka açtığını yazmıştım. Artık yepyeni yenilenmiş bir dünyaya kavuştuğumuzu da müjdelemiştim…
Ama normalleşme ile beraber hızla gene doğayı katletmeye tekrar kirletmeye başladı insan oğlu. Hafta sonu piknik yerleri yine eski bildik görüntüde idi, yine yollar araba dolu, yine insanlar kavga halinde, yine insanlar sinirli gergin, hava deniz o güzel temizliğini kaybetmiş, kuşlar bile sanki eskisi gibi şakımıyor.
Niye insan oğlu yaşadığı dünyayı bu kadar hızlı kirletiyor, birbirine düşman, doğaya düşman, hayvana düşman, bitkiye düşman anlamak mümkün değil. Böyle bir dünyada ister doğa deyin, ister Allah deyin, Tanrı deyin, ne derseniz deyin öcünü alacak, kendini yenileyecek, belki bizleri de tıpkı dinazorlara yaptığı gibi bu dünyadan silecektir. Yaşadığımız dünyanın kıymetini bilemeyenlerin, ona zarar verenlerin bu dünyada yaşama hakkı yoktur zaten. Bu bir doğa kuralıdır. Doğa kendine zarar vereni mutlaka bir şekilde cezalandırır yok eder…
Niye piknik yerlerimiz, deniz kıyılarımız, hafta sonundan sonra pislik içinde. Ne güzel tertemiz olmuş bu alanları niye iki gün içinde pislik içinde bırakıyoruz, evimizde de biz böyle miyiz, niye doğaya karşı bu kadar hoyratça davranıyoruz, anlamak mümkün değil…
Üç aylık korona izolasyonu bana göre doğanın bir cezası değil bir uyarısı idi… İsterse 1 gr bile tutmayan bir virüsle tüm dünyayı dize getirebileceğini gösteren önemli bir uyarı… Biz bu uyarıyı dikkate almazsak daha ağır cezalara katlanmak zorunda kalacağımız kesindir. Zaten öyle de değil mi? Doğaya, dünyaya, insanlığa en çok zarar veren ülkeler en çok bu virüsten etkilenenler oldu. Tabi bunun yanında bir çok sağlık çalışanı, bir çok değerli hoca, bir çok insan da bu yüzden hayatını kaybetti. Maalesef doğa kendini yenilerken bu ayrımı ayrıntılı yapamıyor…
Herkes 2. dalganın çok daha kötü geleceğini, çok daha ölümcül olacağını söylüyor ki daha kornanın 1. dalgasını bile geçirmedik bence, bu doğa tahribatı sürerse belki 2. 3. dalga belki de çok daha fazla hastalıklar salgınlar dünyamıza gelecek ve bize bunun sonuçlarını çok daha acı bir şekilde hissettirecek…
Biz hala doğayı bozmaya, kirletmeye, tahrip etmeye devam edelim. Hala her yeri betonlaştıralım. Hala doğa güzelliklerini yandaşa peşkeş çekmek uğruna talan edelim, ağaç keselim, yakalım, kıyıları yağmalayalım, yaylaları betonlaştıralım. Gereksiz araç kullanalım, fabrika bacaları ile havayı kirletelim, ozon tabakasını delelim. Biz hala israf düzeyinde yiyeceklerimizi gereksiz tüketelim paylaşmayı bilmeyelim. Ve biz yapmasak da bunu yapanlara oy verelim, üç kuruş menfaat için veya sırf korkak olduğumuz için buna göz yumalım. Bence bundan hepimiz sorumluyuz ve bunların hepsini hatta daha beterini hak ediyoruz bence. Bu salgınlar ne zaman biter diye soruyorlar. Ben de onlara ne zaman biz doğa ile uyumlu yaşamayı öğrenir, bunu bir yaşam şekli haline getiririz o zaman biter diyorum. Aslında bu dünya hepimize hatta şu anki nüfusumuzun belki 10 katına da yeter… Yeter ki adil bölüşelim, yok etmeden, üreterek tüketelim, bencil olmayalım, doğaya saygılı olalım…
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)