Bir zamanlar köylüler eşeklerini kışın ormana açık alana salarlarmış, böylece kışın hiç iş yapmadan eşekleri beslemek zorunda kalmazlarmış, çünkü eşekler sadece hasat zamanı yük taşımaya yararmış, gerektiği zaman da tekrar saldıkları çayırdan eşekleri toplar işlerine koşar işleri bitince tekrar salarlarmış. Sadece zengin kişiler bütün kış eşeklerine bakarmış, bu bakımlı eşekler de diğerleri ile karışmasın diye demir çubukla dağlatarak bir damga yaparlarmış, damgalı eşek sahipli eşek olduğu için köylü o eşeğe dokunmazmış. Damgalı eşek lafı burada sahibi belli anlamında kullanılmış.
Daha sonraki zamanlarda bir olayda yaptığı herhangi bir icraatla mimlenen kişinin daha sonra hep o olayla anılması… Bu gibi durumlarda diğer kişilerce hep o olayla tanımlanmaya başlanmış. Örneğin sürekli kumar oynayan birisi üzerine yapışan bu alışkanlığı kimliğinin bir parçası gibi taşımak zorunda kalmış.
Artık litaratürümüzde bir damgalı eşek kavramı daha girmek üzere, aşı yaptıranlar aşı yaptırdığı belli olsun diye üzerlerinde bir belirteç taşıyacaklar, örneğin maske gibi, bilezik gibi, kolye gibi… Böylece "bu aşılıymış" diye turistler korkmadan ona yanaşabilecek, hizmet almakta sakınca görmeyecekler. Böylece biz aşı olanlara da turistler damgalı eşek muamelesi yapabilecek.
Bu olay bana belediyenin kuduz aşısı yaptığı hayvanlara küpe takmasını anımsattı, aynı şekilde "kuduz aşısı yapılmıştır" ibaresi gibi covit aşısı yapılmıştır damgasını da biz taşıyacağız.
Milletini bu kadar aşağılayan, başka ülkelere kul köle yapan başka bir idare var mıdır? Çok merak ediyorum. Belki 18. yüzyılda kölelik dünyasında bu tür damgalamalar olmuştur ama unutmayın ki Türk ulusu asla köle edilememiştir, bağımsızlık bizim karakterimizde mevcuttur. Kendileri yalakalıkla bir yere gelen yöneticiler kendilerine de yalakalık yapılmasını beklerler, yapmayanları da düşman olarak görürler, aynı bu şekilde yalakalık damgaları üstlerinde olduğu için de herkesi damgalamaya çalışmaktadırlar.
Türk milletini bugün kuruşa muhtaç edenler, satılacak bir şey kalmayınca milletinin canını, kanını, şerefini satmaya kalkmaktadırlar, eğer buna millet dur demezse bu muameleyi yani kölelik düzenini kabul ediyor demektir ki buna müstahaktır. Ama ben bunu yüce milletime asla yakıştıramam.
Ulusunun tamamını aşılamak o iktidarın görevidir. Daha önceki yazılarımda yazdım, aşı alamamamızın sebebi asla parasızlık değildir, çünkü bunun parası hudut sahilleri sağlık denetlemede zaten hazır var. Biontec Ceo'su Uğur YILMAZ hoca açıkladı, aşıyı Türkiye'ye ve Almanya'ya 9 Dolara vereceğini ve asla tedariksiz bırakmayacağını ama iktidarın almaya yanaşmadığını… Demek ki yandaşa bir rant göremeyince ülkesini aşısız bırakmayı göze alan bir iktidarımız var. Şimdi kendi yaptığı hatayı düzeltmeye çalışsa da nafile geçmiş olsun.
Ülkemiz insanını kimse damgalı eşek gibi göremez, bence öncelik öğretmenlerin aşılanması ve eğitimin bir an önce tamamlanmasıdır, zaten bir çok ülkede kırmızı listedeyiz, bu senede turistin gelme şansı yok, bari eğitimimiz yarım kalmasın, onda bari geri kalmışlığımızı bir nebze olsun giderelim. Gerekli para mütahitlere ödediğiniz bir aylık ödemede mevcuttur.
(Ozanca sağlık mobbing politika kitabımdan)