Türkiye’de ve genel olarak Müslüman toplumlarda, son yıllarda yılbaşı süslemelerine olan ilgi dikkat çekici şekilde artmıştır. Çam ağacı süslemeler, ışıklandırmalar, o günlere özel yemekler ve hediyeler verme gibi ritüeller, kökeni Hıristiyan dünyasındaki Noel ve yılbaşı kutlamalarına dayanan geleneklerdir ve bu tür uygulamalar, tarihsel olarak Hıristiyan bayramlarıyla bağlantılıdır.
Bu durum, özellikle dinî kimliğini önemseyen kişiler açısından hem kültürel hem de dinî bir tartışma konusudur. Müslümanlık ile yılbaşı süslemeleri ve kutlamaları arasında bir ilişki var mıdır?
Türkiye’de bu ritüeller daha çok bir yılbaşı kutlaması olarak algılanmaktadır. İnsanlar bu gelişmeyi eğlence ve bir estetik süslemeyle ilişkilendirmektedir. Bu nedenle birçok Müslüman, dinî anlamını bilse de bilmese de bu süslemeleri bir eğlence ve yeni gelişen bir gelenek olarak benimsemektedir.
İslam açısından, başka dinlerin özel ritüellerini bilinçli olarak benimsemek doğru kabul edilmez. Özellikle ibadet veya dinî anlam içeren ritüellerde taklitçilik olarak kabul edilmekte ve bu tutumlar çoğu âlimler tarafından hoş karşılanmamıştır. Burada en çok eleştirilen yön, bilinçsiz bir şekilde başka dine ait ritüelleri benimsemek ve kendi dininden uzaklaşmaktır.
Dünyada kabul edilerek kullanılan Gregoryen takviminin dışında, bazı ülkelerin de kültürlerinde inanç ve geleneklere bağlı olarak yeni yıl kutlamaları vardır. İç kültürde bunun tarihleri de ve kutlamaları da farklıdır. Hemen hemen hepsi de inançlara dayanmaktadır. Mesela Çin, Kore, Tayland, İran gibi bazı ülkelerde ve Hinduların, Yahudilerin, Müslümanların yeni yıl kutlamaları, her kültür ve inanca göre bir şekil arz eder. Bunların çoğunda ortak ve genel amaç, geçmiş yılın muhasebesini yapmak, gelecek yıla umutlarla başlamak ve aile birlikteliğiyle dayanışma içinde olmaktır.
Genel olarak ise hemen hemen tüm dünyaca kabul edilen Gregoryen takvimine göre yeni yıl kutlamaları yapılır. Yılbaşı ile Noel’i birbirine karıştıranlar da vardır. Mesela yılbaşı gecesi Noel şapkası ve karnaval şapkası giyenler de vardır ki, her ikisi de yılbaşıyla zaten hiç alakalı değildir.
Noel’de Hıristiyan alemi, inançlarına göre ‘’Tanrı’nın oğlunun doğuşunu’’ anar, yani Hz. İsa’nın doğumunu kutlar. Hıristiyanlığın önemli bir bayramıdır. Noel arifesinin akşamı (24 Aralık) ve Noel’in ilk günü (25 Aralık) tüm eğlence mekânları kapalı olur.
Batılıların yılbaşı gecesine verdikleri adıyla Silvester, adını, ölüm yıldönümü 31 Aralık olan Papa I. St. Silvester’den almaktadır. Bu gecede ışıklı, sesli kutlamaların kökeni, Hıristiyanların kötü ruhları kovmak istediği eski gelenek ve inanışlara kadar uzanır. Günümüzde bu amaç güdülmese de, başlangıcı bu amaçlıdır.
Yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen 1 Ocak, Gregoryen takviminin ilk günüdür ve dünya genelinde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen ve günümüzde dünyada en yaygın olarak kullanılan takvimdir.
Papa XIII. Gregorius’un 16. yüzyıla kadar kullanılan Roma İmparatoru Jül Sezar tarafından kabul edilen Jülyen takviminin yerine düzenlenmesine gösterdiği çabadan dolayı, 1582 yılında bu papanın adıyla anılmaya başlamıştır. Hz. İsa’nın doğum gününü milat olarak alan bu takvim, ‘’Miladi Takvim’’ olarak da bilinir.
Bu takvim Papa XIII. Gregorius’a bağlantılı olarak dünyada ilk başlarda sadece Katolik ülkelerde kabul edildi. Ardından Protestan ve Ortodoks ülkeleri benimsedi. Osmanlı İmparatorluğu önce Hicri, sonra Rumi takvim kullanırken, Türkiye’de 1 Ocak 1926 itibarıyla tüm dünyada küresel standart haline gelen Gregoryen takvimini kullanmaya başladı.
Yeni yılın başlangıcı olan 1 Ocak, Gregoryen takviminin ilk günüdür ve bu nedenle dünya genelinde yeni bir yılın başlangıcını temsil eder. Eski yılın geride bırakılması ve yeni bir döneme girilmesi fikri, insanların hayatlarında yeni kararlar alması ve umutlarla dolu bir başlangıç yapması anlamı ağırlığıyla anılmaya başlamıştır.
Aslında insanlar her geçen yılla birlikte kendilerine sunulan bu yeni bir yılın başlangıcında sadece eğlenmek yerine, geçirdiği yılın muhasebesini yapsa çok daha kendine fayda sağlamış olur. Geçen günler bir daha geri gelmediğine göre, neleri doğru yaptığını, nerelerde nasıl hatalar yaptığını gözden geçirse, yeni başlayan bir yıl için aslında elinde huzura ve başarıya odaklı bir potansiyel tutmuş olur.
Batılıların inancından yola çıkacak olursak, evet, Noel açıkça bir Hıristiyan bayramıdır ve ‘’Tanrı’nın oğlu’’ dedikleri Hz. İsa ile bağlantılıdır. Yeni yılın başlangıcı 1 Ocak ayinsel olarak Meryem Ana’ya duyulan hürmetle bağlantılı olsa da, günümüzde daha çok yeni umutlarla bir yeni yılı karşılamayı sembolize şekline dönüştürülmüştür.
Noel ağacı olarak bilinen çam ağacı süslenmesi ise yılbaşıyla, yeni yılla bağlantılı değil, doğrudan Noel ile bağlantılıdır. Bununla ilgili Almanya’da yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum:
Çalıştığım organik kimya araştırma laboratuvarında mesai arkadaşım Bayan Gerda, o sırada kendi deney işlerinin olduğunu ve benim daha çok ofis işlerine baktığım bir sırada, aynı ilaç firmasının başka bir laboratuvarında çalışan ortak tanıdığımız bir arkadaşımıza, o yıllarda yeni yeni gündeme oturan elektronik postayla göndermek üzere, onun yeni yılını kutlayan bir elektronik kart hazırlamamı rica etti. Bu tür çalışmaları severek yaptımı bildiği için, rica etmişti. O yıllarda yeni yeni gündemimize giren internet ortamından bazı resimler indirdim, süslü püslü bir dijital kart hazırladım. Altına da yeni yılını kutlayan klasik bir cümle yazdım. Bayan arkadaş daha sonra yanıma gelip de bu hazırladığım dijital kartı görünce, elleriyle yüzünü kapattı. ‘’Ne yaptın?’’ dedi utanmışçasına ve beni ayıplarcasına. ‘’Yeni yıla uygun resim dedim, sen Noel’e uygun resim koymuşsun.’’ dedi. Orada koyduğum resim, süslü bir çam ağacıydı. Türkiye’de günümüzde birçok meydanda ve AVM’lerde rastlandığınca da yılbaşıyla bağlantılı sanıyordum. Bayan Alman iş arkadaşım, süslü çam ağacının Noel’le bağlantılı olduğunu, ama yılbaşıyla alakasının olmadığını söyledi. Tabii ki sırtımdan sular dökülmüş gibi oldum ve bunu kaynağından, bir Hıristiyan’dan öğrenmiş oldum.
Yılbaşıyla ilgili bir başka konu da, bazı gazetelerin yorumlarına göre ‘’Havaya giden para’’dır. Bu yorumlara göre, bu tür eğlenceler geçici bir tatmindir. Hele maytaplara yapılan harcamaların, genelde kısa süreli bir görsel keyif sağladığı ve bu keyfin ardından somut bir değer veya kalıcı bir sonucun elde edilmediği belirtilir. Bu ürünlere harcanan paranın başka alanlara yönlendirilmesinin (eğitim, sağlık, çevre, yardım gibi) daha anlamlı olacağının altı çizilir. Ayrıca çevre kirliliğinin kaçınılmaz olmasına, bu eğlence uğruna kazaların meydana gelmesine dikkat çekilirken, bu ürünlere yapılan harcamalar ‘’havaya giden para’’ olarak değerlendirilir.
Almanya’nın ‘’Hannoversche Allgemeine’’ gazetesi geçtiğimiz yıllardaki Almanya’daki yılbaşı kutlamalarını ‘’havaya giden para’’ olarak manşet yapmış ve havai fişeklere, maytaplara sırf Almanya’da verilen paranın 137 milyon avro olduğunu belirtmişti. Bu parayla mesela neler yapılabileceğini şöyle kısaca özetlemişti: ‘’Güney Sudan’daki 2.4 milyon insanın bir yıllık geçimi sağlanabilirdi, Çin’de yapılan dünyanın en yüksek köprüsü Beipanjiang 139 milyon avroya mal olmuştur, yani böyle bir köprü yaptırılabilirdi, vs., vs... Üstüne üstlük ertesi gün geriye kalan metreküplerce, tonlarca çöp...’’
Almanya Tabipler Birliği başkanı Reinhardt’da yılbaşında havai fişek atışının yasaklanması çağrısında bulundu. ‘’Bu bir yasak kültürü değil, tehlikeyi sınırlayabilen olgun bir toplum meselesi.’’ diye de açıklık getirdi. ‘’Havai fişekler nedeniyle her yıl çok sayıda yaralanma yaşanıyor, aciller dolup taşıyor.’’
Her yıl, her insan için bir yaş daha almak demektir. Yıllarla birlikte yaşlar ilerliyor. Yukarda da değindiğim gibi, aslında bu geçen yıl için ‘’yüzümü güldüren ya da içimi karartan neler yaptım?’’ sorusuyla bir iç muhasebe kapısı aralanmış olur. Bu olumlu ya da olumsuz durumlardan ders alarak yeni bir yılı nasıl geçirmek istediğimizin umudu, içimizde yeni bir yaşam motivasyonu olabilir.
Allah herkese sağlıklı sıhhatli ve huzurlu günler versin.
.jpg)