Bugun...



Dervişoğlu: 'Şahsım devleti' denen bu çete rejimini kabullenemeyiz

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu.

facebook-paylas
Tarih: 13-06-2024 18:39

Dervişoğlu: 'Şahsım devleti' denen bu çete rejimini kabullenemeyiz

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “'Şahsım devleti’ denen bu çete rejimini asla kabullenemeyiz. Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen, milletimize yabancı yırtık deli gömleğini, yeniden giymeye ısrarcı çevrelerle birlikte olamayız. Biz millet adına yanlışlığa itiraz edenleriz, bu yoldan dönemeyiz. Herkes iyi bilmelidir, milletin merkezi olarak kurulan bu kutlu çatının sahibi; şahıslar değil, doğrudan doğruya büyük Türk millettir.” dedi. Dervişoğlu, torununa harçlık verebilmek için oğlundan borç para istediğini söyleyen bir vatandaşla yaptığı görüşmeyi anlatırken ise duygusal anlar yaşadı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, “Karşısında durduğumuz mesele; yolsuzluğun, yoksulluğun, kimliksizleştirmenin, hukuksuzlaştırmanın
adeta isim koyulmuş toplamı olan tek adam rejiminin, tek adam sisteminin bizzat kendisidir.
Şahsım devletidir. Bu ucube rejimdir. İşte ben, sizleri temsilen, sizlerden aldığım güçle ve sizlerle birlikte, her türlü dayatmaya ve üzerimize oynanan oyunlara rağmen, haksızlığa, hukuksuzluğa, vurdumduymazlığa, hırsızlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe, cehalete, 21. yüzyılda Türk milletine yakışmayan, onun değerleriyle bağdaşmayan bu ucube nizama başkaldırıyorum.” dedi. 

Normalleşme tartışmaları

“Gündem kaçırma oyununu” şeklinde yorumladığı “normalleşme” sürecine dair Dervişoğlu, 
"'Normalleşme alana, yeni Anayasa bedava' diye, vapurda tarak satan işportacılar gibi bağırıp duruyorlar. Gerçeklerin farkındayız. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, nam-ı diğer ‘Tek adamın borazan müdürlüğü’ eliyle, davulla zurnayla ilan edilen şeylerin neye hizmet ettiğini de bilmekteyiz. Herkes emin olsun ki; bu rozeti onuruyla taşıyanlar, milletin vekili olduğunu bir saniye bile unutmayanlardır. Ve bu rozeti şerefiyle taşıyanların, imza attığı hiçbir kalemden, şer ve musibet peydah olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır!” ifadesini kullandı. 

“İYİ Parti’de, bin odasında bin fitne mumu yanan ve sarayın karanlık dehlizlerinden çıkan
sözde bir siyasete yer yoktur!” diyen Dervişoğlu, “Bizim siyasetimizde tutulacak tek el, 
milletimizin nasırlı elleridir;  bakılacak tek göz, milletimizin şuurlu gözleridir; bakacağımız tek yüz, sevdalısı olduğumuz milletimizin yüzüdür. Allah hiçbirimizi, milletimizin yüzüne bakamayacak ve onun huzurunda utanacak hale getirmesin.” şeklinde konuştu. 

“Uslu çocuk muhalefet şırasını asla içmeyeceğiz”

İYİ Parti’nin milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı olduğuna vurgu yapan Dervişoğlu, “Bunların ve manaya geldiğini, Bu üçünü birden tek bünyede taşımanın zorluklarını da gayet iyi biliyoruz.
Bu zorluğu bilenler olarak; Erdoğan’ın şahsım devletine, ucube rejimin doğurduğu sonuçlara,
saray medyasınca sürekli olarak tertiplenen dünya lideri törenlerine, devlet adamı tiyatrolarına ve sözde Türkiye milleti yaratma deneylerine karnımız ziyadesiyle toktur. Vefayı boza sanıp içenlere de onlara eşlik eden şıracılara da hiç ama hiç ihtiyacımız yoktur. İktidar ve avanelerinin, tüm toplumu adeta bir cadı kazanında kaynatıp, bol kepçeyle dağıttığı, o “Uslu çocuk muhalefet” şırasını asla ve kat’a içmeyeceğiz” dedi. 

“’Nasçı’ Erdoğan’ın, ‘Londra’lı finans kurmayından baronlara eşsiz hizmet”

Ülke ekonomisinin karın özelleştiği zararın ise kamulaştığı bir anlayışla yönetildiğini dile getiren Dervişoğlu, “Yeni ekonomi modeli denen ama aslında eski ve köhnemiş bir yönetim anlayışının izdüşümü olan bu model yüzünden, Merkez Bankası 818 milyar TL zarar etti. Nereye gitti bu paralar? Sanayi yatırımlarına mı? Gençlere teşviğe mi? Yoksa tarımsal desteklere mi?
Sarayın kaçak nüfusuna gidenleri saymazsak hepsi kur korumalı mevduat sistemine gitti.
Bundan sonra da “Dövize en yüksek faiz veren ülke” olduğumuz için yine spekülatörlere ve yabancı fonlara gidecek. Yani paran varsa, dünya üzerinde elde edemeyeceğin bir faiz gelirini cebine atıyorsun. “Nasçı” Erdoğan’ın, Londra’lı finans kurmayından, baronlara eşsiz hizmet!” değerlendirmesini yaptı. 

“Bakar görmez Şimşek’e sesleniyorum”

Ekonomi üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yüklenen Dervişoğlu, “Buradan İngiliz finans sermayesinin çıkarlarını, kendi vatandaşının çıkarlarına tercih eden bakar görmez Şimşek’e sesleniyorum: Soho’da dolaştığın kadar, bir kere de halkın arasında dolaş. Emeklinin, asgari ücretlinin, diplomalı yoksulun, ev hanımının çektiği sıkıntıları dinle. Sonra da asgari ücretlere ve emekli maaşlarına zam yapmamayı kendi vicdanına anlat. Buğday üreticisine, çay üreticisine, hayvan üreticisine, hak ettiğini vermemeyi kendi vicdanına anlat.” dedi. 

Kurban Bayramı üzerinden ekonomi mesajları

Kurban Bayramı’nın yaklaştığına işaret eden Dervişoğlu, “Milletimiz ete hasret. Makarna, bulgur yemekten çocuklarda beslenme bozukluğu var. Ve bu sırada, bizi kıskanan Avrupa’da kişi başı et tüketimi 80 kilo. Ülkemizde ise, Tarım Bakanlığı’nın çelişkili verilerine göre bile ancak 20-25 kilo civarında. Alım gücüne göre bir örnek verecek olursak, Almanya’daki bir asgari ücretle 260 kilo kıyma alınabilirken, Türkiye’de ise sadece ve sadece 25 kilo kıyma alınabilmektir. Almanya bizi kıskanmasında ne yapsın?” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Haşmetmahaplarının vatandaşına hak diye değil, lütuf diye dağıttığı bayram ikramiyesi 3 bin TL. İkramiyelerin yatacağı tarihler 12-13-14 Haziran; bayram ise ayın 16’sı. 
Ortalama küçükbaş 12 bin 500 lira. Büyükbaş hisse: 25 bin lira. Vatandaşımız bu ikramiye ile küçükbaşın dörtte birini, büyükbaşın ise sekizde birini alabiliyor. Dinimize göre büyükbaş hayvana yedi kişi dahil olabiliyorken, Erdoğan Türkiye’sinde 8 emekli bir araya gelip 
bir kurbanın yedide bir hissesini karşılayamıyor. Burnumun direği sızlıyor” değerlendirmesinde bulundu. 

“Tebrikler Erdoğan bu başarı senin (!)”

Kurban fiyatının 11 bin 750 TL olarak en az Diyanet Vakfı'nda görüldüğüne işaret eden Dervişoğlu, "Yani üç emekli bir araya gelse ikramiyesiyle, Diyanet Vakfı'ndan bir küçükbaş kurban alamıyor. Dikkatinizi çekiyorum: Üç emekli bir araya gelse, hükümetin kendilerine verdiği emekli ikramiyesini ortaya koysa, toplam para; Diyanet Vakfı'ndan bir küçükbaş kurbana yetmiyor. Tebrikler Sayın Erdoğan bu başarı senin. İstediğin gibi övünebilir, dilediğin gibi utanabilirsin" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı, milli tarım politikaları çerçevesinde yapılması gerekenleri sıraladı.

Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam talebi

Asgari ücrete ile emekli maaşlarına hakça ve insanca zam yapılmasını isteyen Dervişoğlu,  
“İnsanlar sizin yandaşlarınızın bir yemekte ödediği hesapla, bir ay geçirmek zorunda kalıyorlar. 
Artık asgari ücretin ve emekli maaşlarının iktisadi bir sorun değil, insani bir sorun haline geldiğini görün. Ve bir an önce gerekeni yapın. dedi.

Kelimeler boğazına düğümlendi

Torununa harçlık verebilmek için oğlundan borç para istediğini söyleyen bir vatandaşla yaptığı görüşmeyi anlatırken duygusal anlar yaşayan Dervişoğlu, “Bir ailenin yoksulluk sınırının 54 bin TL olduğu yerde asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapmamak, ekonomistlik emaresi değil ancak gaddarlık belirtisidir! Ve alacağınız bedduaların da habercisidir!” şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayşe Ateş’le görüşmesi

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş ile yaptığı görüşme üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yüklenen Dervişoğlu, “Yaptığın o görüşmede Ayşe Ateş’in gözlerinin içine bakarak, dünya lideri olduğun makamında, her yargı sürecine parmağını sokabildiğin kudretinle, “Evet ben bu ülkenin tek adamıyım, Cumhurbaşkanıyım ama katillere dokunamıyorum” dememişsindir. O kızların halini hatırını sorarken de babalarının neden öldüğünü bile yazmayan, adı iddianame, kendi ibraname olan bir tomar kağıt parçasını düşünür,
ve bu vebalden nasıl kaçacağını idrak edersin.” diye ekledi.

Dakikalarca ayakta alkışlandı

Grup toplantısının sonunda “Ben mi? Biz mi? Saray mı? Millet mi? Korku mu? Cesaret mi?
Teslimiyet mi? İstikbal mi? Kölelik mi? İstiklal mi? İstibdat mı? Hürriyet mi?” diye soran Dervişoğlu, “Demek ki cevabımız bellidir ve oldukça nettir. “Şahsım devleti” denen
bu çete rejimini asla kabullenemeyiz. Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen, milletimize yabancı yırtık deli gömleğini, yeniden giymeye ısrarcı çevrelerle birlikte olamayız. Biz millet adına yanlışlığa itiraz edenleriz, bu yoldan dönemeyiz. Herkes iyi bilmelidir; milletin merkezi olarak kurulan bu kutlu çatının sahibi, şahıslar değil, doğrudan doğruya millettir. İYİ Parti milletin eseridir ve öyle devam edecektir. Yani demek istiyorum ki; tıpkı dün olduğu gibi, bugün de saraylar bize göre hiç değildir. Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü. Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü!” diye ekledi. 

Dervişoğlu’nun konuşmasının tamamı şu şekilde: 

Sayın milletvekillerimiz,
Değerli basın mensupları,
Pek kıymetli misafirler,
Yiğit başkanlarım ve her kademedeki cesur yürekli yönetici arkadaşlarım,
İl ve ilçe teşkilatlarımızın fedakar ve cefakar mensupları,
Sevgili gençler,
Salonumuzu teşrif eden muhterem hanımefendiler, beyefendiler,
Ekranları başında ve sosyal medya ortamında,
Toplantımızı takip eden aziz milletim,
Hepinizi en samimi duygularımla,
Sevgiyle, saygıyla ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Değerli dava arkadaşlarım;
25 Ekim 2017’de bir olay oldu,
İYİ Parti kuruldu ve  
Türkiye’de bir şeyler değişmeye başladı 
Taşıma suyla mı? Hayır.
Taşıma seçmenlerle mi? Hayır.
Taşıma fikirlerle mi? Kesinlikle hayır.
Olan şey şuydu:
Bir “sosyoloji”, İYİ Parti’de cisimleşti.
Milyonlarca insanın duyguları, 
Talepleri ve itirazları,
İYİ Parti güneşinin altında ortaklaştı.
Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki;
İYİ Parti,
Sonucu milletin devleti sokaktan topladığı 15 Temmuz’a giden
Çıkarları çatışmış, iktidar ve taşeronu FETÖ’ye karşı,
Sonucu 10 milyon kaçak sığınmacı olan
Amacı bizce malum, hain planlara karşı,
Çözüm süreci adı altında, milletimizi çözme hayallerine karşı,
Cumhuriyetimizi kollamak,
Ve Türk milletini korumak için,
Kararlılıkla yola çıkmış bir siyasi hareket olarak
Kurulmuş ve kendini hissettirmiştir. 
İYİ Parti’nin sevgisi,
Şanlı tarihimizin altın halkaları sayılan Türk büyüklerine,
Ve Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgidir.
İYİ Parti’nin değerleri,
Milletimizin milli ve manevi değerlerin bütünü,
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in şahikalarıdır.
Ve İYİ Parti’nin töresi,
Binlerce yıllık tarihin üzerimize yüklediği sorumluluğun yekunu, 
Mustafa Kemal’in banisi olduğu Cumhuriyet’in, 
İlelebet payidar olacağı fikridir.
Bizi bir araya getiren duygular,
Yani 150 yıllık medeniyet kavgamızın arzusu,
Türk milletinin yükselme ve gelişme davasıdır.
Bu dava da,
En mütekamil biçimde
Mustafa Kemal Atatürk’ün sınırlarını çizdiği, 
Millet ve ona hedef koyduğu “muasır medeniyetin üstüne çıkmak” hedefidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin, 
Atatürk’ün koyduğu büyük hedeflerinden 
Bilinçli bir şekilde saptırılması,
Adeta, her aşaması planlanarak uzaklaştırılması ise,
Yurdun dört bir yanındaki her İYİ Partili’nin
İçini kemiren kurttur…
Ve İYİ Parti’yi kuran bu duygular,
Hiç şüphesiz yerli yerindedir,
Daha da yoğunlaşmış, 
Daha da kökleşmiştir!
Bizi bir araya getiren ortak talep ve hedef,
Hür, eşit, adil, müreffeh, kalkınmış bir ülke hayalidir.
Büyük millet olmanın yüksek şuuruyla,
Kimsenin kimseyi ayırmadığı,
Kimsenin kimseyi kayırmadığı bir düzende, 
Yaşamayı istemektir.
Milli kimliğiyle ve milli onuruyla,
Kimsenin göz dikemediği bir vatan,
Kimsenin hakkının kimsede kalmadığı,
TÜRKÇE bir düzen istemektir.
İYİ Parti’yi doğuran talepler, bugün olduğu yerdedir.
Şimdi daha gür ve çok daha güçlüdür!
Sesimizi birlikte yükselten itirazlarsa,
Adalet terazisini kendi gücüne ve cüzdanına bağlayanlara,
Bunu da beka diye pazarlayanlaradır.
Derdimiz,
Yerlilik masalları anlatanlarla,
Toprağımızı, suyumuzu
Ağacımızı, ormanımızı
Savaş ganimeti görenlerledir.
Her şeyi bezirgân gözlüğüyle gören,
Ne vatan toprağına,
Ne de onun üstünde yaşayan hiçbir canlıya,
Bırakın sevgiyi ve merhameti,
İçten içe derin bir nefret besleyenlerledir.
Şehirlerimizi betona boğanlarla,
O betonları da insanımıza mezar edenlerledir.
İtirazımız,
Millilik masallarıyla,
Türk milletinin özüyle oynayan,
Hizmet etmekle yükümlü oldukları Türk milletinden,
Kendilerine hizmet etmeye adanmış,
Köleler, paryalar,
Kalabalıklar yaratmaya çalışanlaradır.
Kavgamız,
Muhafazakarlık masalları anlatıp,
Makamları ve maaşları dışında, 
Hiçbir şeyi muhafaza etmeyen,
Yüzyılların yoğurduğu inancımızı bile,
Türk’e olan düşmanlıklarının bir aracına dönüştürenlerledir.
Siyasi ikbal ve emelleri için, 
Kutsal değerleri kullanmaktan çekinmeyenlerledir.
Çocuklarımıza robotlar yapmayı öğretmek yerine,
Onları robotlaştırmak isteyenlerledir.
Bundan da bir an bile utanmayanlara, 
Hicap ve vicdan azabı duymayanlarladır.
İsyanımız,
Bu vatanı kurtaran,
Büyük bir Cumhuriyet kuranlara,
Kin duyanlaradır.
Türk milletini ve Türk vatanını,
İşgalden ve tecavüzden kurtardıkları için,
Onlara sayan, söven,
Hakaretler eden,
İzlerini, isimlerini ve eserlerini silmeye çalışanlaradır.
Yani partimizi doğuran itirazlar,
Hala olduğu yerdedir.
Hiçbiri azalmamış, 
Aksine büyümüştür…
Ve tüm bu durumların, 
Duyguların ve itirazların neticesi olarak,
Karşısında durduğumuz mesele,
Yolsuzluğun, yoksulluğun,
Kimliksizleştirmenin
Hukuksuzlaştırmanın
Köleleştirmenin adeta isim koyulmuş toplamı olan,
Tek adam sistemidir!
Şahsım devletidir!
Bu ucube rejimdir!
İşte ben, sizleri temsilen,
Sizlerden aldığım güçle ve sizlerle birlikte,
Her türlü dayatmaya ve üzerimize oynanan oyunlara rağmen,
Haksızlığa, hukuksuzluğa, vurdumduymazlığa,
Hırsızlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe, cahalete
21. yüzyılda Türk milletine yakışmayan,
Onun değerleriyle bağdaşmayan,
Bu ucube nizama BAŞKALDIRIYORUM!
Bizleri yetiştirenleri,
Millete hizmet yolunda çıktıkları mücadeleye baş koyanları,
Yetişmesine gayret sarf ettiğimiz kutlu nesilleri,
İstikballeri çalınanları,
Emekleri yok sayılanları,
Bunlardan bir şey olmaz diye hafife alınanları,
Velhasıl üç kuşaktır görmezden gelinenleri,
Yeni, kutlu ve büyük bir yolculuk için saflarımıza çağırıyorum.
Birlikte başaracağımıza yürekten inanıyorum.
Zafer, ümit kaynağının bir çeşmesidir,
Zafer, birçok gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler selam sizlere,
Uzaklarda dertleşenler selam sizlere!
Değerli dava arkadaşlarım;
Haftalardır bu kürsüden,
Erdoğan’ın tezgahladığı 
“Gündem kaçırma oyununu” anlatıyoruz.
Bu tezgâhın pazarda kaldığı her günse,
Gerçeklerin konuşulmadığı,
Asıl sorunların çözülmediği her bir dakika,
Milletimiz, daha yoksul bir hayata,
Daha adaletsiz bir sisteme,
Daha onur zedeleyici olaylara şahit oluyor.
Ve bu tezgâhın en popüler ürünü de 
Malumunuz normalleşme!
Hatta öyle ki
”Normalleşme alana, 
Yeni Anayasa bedava” diye,
Vapurda tarak satan işportacılar gibi bağırıp duruyorlar.
Gerçeklerin farkındayız…
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı,
Nam-ı diğer,
“Tek adamın borazan müdürlüğü” eliyle,
Davulla zurnayla ilan edilen şeylerin
Neye hizmet ettiğini de bilmekteyiz.


Herkes emin olsun ki;
Bu rozeti ONURUYLA taşıyanlar,
Milletin vekili olduğunu
Bir saniye bile unutmayanlardır.
Ve bu rozeti ŞEREFİYLE taşıyanların,
İmza attığı hiçbir kalemden,
Şer ve musibet peydah olmamıştır.
Bundan sonra da olmayacaktır!
Bizim siyasete bakışımız şudur:
Nasıl ki hukukta normlar hiyerarşisi varsa,
Siyasette de çıkarlar ve vicdanlar hiyerarşisi vardır.
Bu hiyerarşinin en tepesinde ise,
Milletin ortak çıkarı ve ortak vicdanı yer alır.
Bunun dışındaki bütün meseleler de,
Onun altında yer alırlar.
Devletin varlığı,
Millettin varlığı ve istiklaliyle bir bütündür.
Müştereken deruhte ettiğimiz devlet görevinin anlamı da, 
Bu şarta, yani milletle olan ahde tabidir.
Bu ahitle de, 
İki vebali omuzlayacağınıza dair
Büyük bir söz vermiş olursunuz.
Bir yükünüz, milletin oyunun vebalidir.
Bir yükünüz ise, milletin güveninin vebalidir.
Ve o taşınan yükler bırakılırsa,
O yol artık siyaset yolu değildir.
İsmi veya şekli ne olursa olsun,
Şahsi ikbal ve istikbal yoludur.
Ve tarih maalesef ki, 
Şahsi emellerini,
Müstevlilerin siyasi emelleriyle birleştirenlerle,
Bunu da bir şekilde izah etmeye çalışanlarla doludur.
İYİ Parti’de,
Bin odasında bin fitne mumu yanan,
Ve sarayın karanlık dehlizlerinden çıkan
Sözde bir siyasete yer yoktur!
Bizim siyasetimizde,
Tutulacak tek el, 
Milletimizin nasırlı elleridir,
Bakılacak tek göz, 
Milletimizin şuurlu gözleridir.
Bakacağımız tek yüz,
Sevdalısı olduğumuz milletimizin yüzüdür.
Allah hiçbirimizi,
Milletimizin yüzüne bakamayacak
Ve onun huzurunda utanacak hale getirmesin.
Kıymetli yol ve mücadele arkadaşlarım;
İYİ Parti,
Her zaman ve her yerde ifade ettiğimiz gibi,
Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacıdır.
Ve bunların ve manaya geldiğini,
Bu üçünü birden tek bünyede taşımanın zorluklarını da 
Gayet iyi biliyoruz.
Bu zorluğu bilenler olarak,
Erdoğan’ın şahsım devletine,
Ucube rejimin doğurduğu sonuçlara,
Saray medyasınca,
Sürekli olarak tertiplenen,
Dünya lideri törenlerine,
Devlet adamı tiyatrolarına,
Ve sözde Türkiye milleti yaratma deneylerine,
Karnımız ziyadesiyle toktur.
Vefayı boza sanıp içenlere de,
Onlara eşlik eden şıracılara da,
Hiç ama hiç ihtiyacımız yoktur.
İktidar ve avanelerinin,
Tüm toplumu adeta bir cadı kazanında kaynatıp,
Bol kepçeyle dağıttığı,
O “Uslu çocuk muhalefet” şırasını asla ve kat’a içmeyeceğiz…
Bu hikayedeki yol arkadaşlarımız,
Sadakatleri, sadece ve sadece Türk milletine olan,
İyi ve cesur yüreklerdir.
Tek vefamız, milletedir!
Tek ahdimiz de milletedir! 
Duyanlar, duymayanlara söylesin,
Çoklar diye korkmayız,
Azız diye çekinmeyiz…
Çünkü biz iyiler ordusuyuz!
Değerli dava arkadaşlarım;
Şimdi milletin gündemine dönelim.
Garibanın ve yoksulun kaynamayan tenceresine bakalım.
Önümüz Kurban Bayramı.
Maaşlar malum.
Enflasyon ve fiyatlar da malum.
TÜİK’in “aman hünkarım” enflasyonu bile %75 artarken,
Buğdaya verdikleri fiyat geçen seneye göre sadece %12,
Arpaya verdikleri fiyat ise % 3,5 artmış.
Geçen yıla oranla mazot % 110,
Gübre % 60,
Zirai ilaçlar % 70 yükselmiş.
11 liraya mal olan bir kilo buğday 9.250 lira.
Sanki zamanında veriyorlarmış gibi 
Bir de primleri arttırmakla övünüyorlar.
Yazıklar olsun size be!
Siz çiftçinin idam fermanını vermişsiniz de,
Kendinizden haberiniz yok.
Peki nasıl olacak?
Böyle olamayacağı kesin.
Çünkü Türkiye ekonomisi karın özelleştiği, 
Zararın ise kamulaştığı bir anlayışla yönetiliyor.
Yeni ekonomi modeli denen,
Ama aslında eski ve köhnemiş bir yönetim anlayışının 
İzdüşümü olan bu model yüzünden,
Merkez Bankası 818 milyar TL zarar etti.
Nereye gitti bu paralar?
Sanayi yatırımlarına mı?
Gençlere teşviğe mi?
Yoksa tarımsal desteklere mi?
Sarayın kaçak nüfusuna gidenleri saymazsak,
Hepsi kur korumalı mevduat sistemine gitti.
Bundan sonra da
“Dövize en yüksek faiz veren ülke” olduğumuz için
Yine spekülatörlere ve yabancı fonlara gidecek.
Yani paran varsa,
Dünya üzerinde elde edemeyeceğin 
Bir faiz gelirini cebine atıyorsun. 
“Nasçı” Erdoğan’ın,
Londra’lı finans kurmayından,
Baronlara eşsiz hizmet!
Peki bu faiz maliyetini kim karşılıyor? 
Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesi. 
Nasıl karşılıyor? 
Garibana yeni vergiler icat ederek.
Aldığını bir daha alarak.
Neredeyse içtiğimiz sudan, 
Soluduğumuz havadan vergi toplayarak. 
Neden?
Çünkü AKP devleti, 
Gelir vergisi toplayamıyor. 
Dolaylı vergi topluyor.
Gelir vergisini zenginden alırsın.
Ama zenginlerin hepsi 
Eşin, dostun, kankan, ortağınsa
Elbette onları “affedersin”
Ama garibanı affetmezsin.
Vergilerine zam yaptığın kadar
Maaşlarına zam yapmazsın,
İliğini, kemiğini kurutursun.
Buradan İngiliz finans sermayesinin çıkarlarını, 
Kendi vatandaşının çıkarlarına tercih eden 
Bakar görmez Şimşek’e sesleniyorum:
Soho’da dolaştığın kadar
Bir kere de halkın arasında dolaş.
Emeklinin, asgari ücretlinin, 
Diplomalı yoksulun, 
Ev hanımının çektiği sıkıntıları dinle. 
Sonra da asgari ücretlere 
Ve emekli maaşlarına zam yapmamayı 
Kendi vicdanına anlat. 
Buğday üreticisine,
Çay üreticisine, 
Hayvan üreticisine, 
Hak ettiğini vermemeyi kendi vicdanına anlat.
1 yıl oldu göreve geleli sayın Şimşek!
Dolar 21 liradan
32 liraya çıktı,
Yani cebimizdeki paranın yarısı çalındı.
Yabancı sermaye tarafından da çalınmaya devam edecek.
1 yıldır işsizlik rakamları aynı yerde.
Önümüz Kurban Bayramı dedik.
Milletimiz ete hasret,
Makarna, bulgur yemekten çocuklarda beslenme bozukluğu var.
Ve bu sırada, 
Bizi kıskanan Avrupa’da
Kişi başı et tüketimi 80 kilo.
Ülkemizde ise,
Tarım Bakanlığı’nın çelişkili verilerine göre bile 
Ancak 20-25 kilo civarında.
Alım gücüne göre
Bir örnek verecek olursak, 
Almanya’daki bir asgari ücretle 
260 kilo kıyma alınabilirken, 
Türkiye’de ise sadece ve sadece 
25 kilo kıyma alınabilmektir. 
Almanya bizi kıskanmasında ne yapsın?
Görüldüğü gibi 
Hem alım gücümüz çok düşük,
Hem de eti,
Avrupalının üç katı fiyatla tüketiyoruz.
Daha doğrusu tüketemiyor, sadece bakıyoruz.
Kurban Bayramı geliyor. 
Vatandaşlarımız 
Hem ibadetlerini yerine getirmek 
Hem de kurbandan kurbana da olsa ete kavuşmak istiyor. 
Peki bu mümkün olacak mı? 
Peki bu bayram bizim için bayram olacak mı? 
Vatandaşımız ailesiyle bayramını yaşayabilecek mi? 
Mevcut ekonomik koşullarda, 
Maalesef mümkün görünmüyor. 
Sadece dar gelirli vatandaşlarımız değil,
Orta gelirli vatandaşlarımız da 
Artık bu bayram kurban alamayacaklar. 
Yapılan tüm ithalata rağmen 
Kurbanlık hayvan fiyatları 
Geçen seneye göre 
Yüzde yüzün üzerinde artmış halde.
Diyanet'in açıkladığı rakamlara bakın, 
Kurbanlık bağışları yurtiçinde 11.750 lira, 
Yurtdışında 4750 lira!
Bu bile gösteriyor ki 
Biz dünyanın 2,5 katı paraya et tüketiyoruz. 
Diyanet de sağ olsun, 
Müslüman kardeşini hep düşünür.
Kurban ibadetini yerine getirmek isteyen vatandaşlarımıza,
Biz kurbanı başka ülkelerde keselim,
Sen de kendin gidemiyorsun ama
Sayemizde bari ibadetini yurt dışında yap diyor.

 

Makam araçlarından ve ilmi gezilerden 
Asla taviz vermeyen Diyanet diyor ki; 
Parayı bize verin,
Zaten kimse size vize de vermez,
Senin de ete ihtiyacın yok gibi
İstihareye yat,
Belki rüyanda görürsün!
İşte neredeeeen nereye Türkiyem!
Haşmetmahaplarının
Vatandaşına hak diye değil,
Lütuf diye dağıttığı bayram ikramiyesi 3.000 TL.
İkramiyelerin yatacağı tarihler 12-13-14 Haziran;
Bayram ise ayın 16’sı; 
Ortalama küçükbaş 12.500 lira 
Koç 15.000 lira
Büyükbaş hisse: 25.000 lira.
Vatandaşımız,
Bu ikramiye ile küçükbaşın dörtte birini,
Büyükbaşın ise
Sekizde birini alabiliyor. 
Dinimize göre 
Büyükbaş hayvana yedi kişi dahil olabiliyorken.
Erdoğan Türkiye’sinde 
8 emekli bir araya gelip 
Bir kurbanın yedide bir hissesini karşılayamıyor.
Diyanet vakfı kurban fiyatı 
11.750 TL.
En ucuz onlarda görünüyor.
Yani üç emekli bir araya gelse ikramiyesiyle, 
Diyanet vakfından bir küçükbaş kurban alamıyor. 
Dikkatinizi çekiyorum: 
Üç emekli bir araya gelse, 
Hükümetin kendilerine verdiği emekli ikramiyesini 
Ortaya koysa, 
Toplam para; 
Diyanet vakfından bir küçükbaş kurbana yetmiyor.
Tebrikler Erdoğan,
Bu başarı senin!
Ne kadar iftahar etsen azdır!
Aziz milletim,
Bu kötü gidişin önüne, 
Ancak milli tarım politikalarıyla geçilebilir.
Bunun için mutlaka, 
Dişi hayvan sayımızı arttıracak politikaları 
Hayata geçirmeliyiz. 
Üreticilerimiz,
Yem fiyatları başta olmak üzere,
Tüm girdilerin artması sebebiyle, 
Dişi hayvanlarını kesimhaneye gönderiyor.
Geçen sene bu zamanlarda, 
Bir torba büyükbaş süt yemi 
390 lira civarındayken, 
Süt 11 liraydı,
Şimdi bir torba büyükbaş süt yemi 580 lira, 
Bir litre süt ise 14 lira.
Sadece süt yeminde değil, 
Besi yeminde de aynı fahiş fiyatlar 
Üreticiyi zor durumda bırakmaktadır.

Büyükşehir yasası 
Ve yanlış tarım ve şehirleşme uygulamaların 
Köylerimizi boşaltması nedeniyle, 
İşçilik de büyük bir sorun olmaya başlamıştır.
Peki bu kötü gidişin önüne geçebilecek 
Milli tarım politikaları neler olmalıdır?
İYİ Parti olarak 
Alınması gereken tedbirleri söyleyelim:
Süte verilen teşvik, en az üç lira olmalıdır.
Üreticilerimize yem desteği verilmelidir.
Yem bitkileri üretimimiz teşvik edilmelidir.
Çayır ve meralarımız ıslah edilmelidir.
Köylümüzün hayvancılığa yönelmesini sağlayacak 
Projeler geliştirilmelidir.
Sadece köylülerimiz de değil,
İnsanımız, tarımsal üretime teşvik edilmelidir.
Şehirlerimizde milyonlarca işsiz, yoksul
Ve akşam yatağa aç giren gençlerimize,
Ata topraklarında üretim yapabilmeleri için
Bir seferberlik başlatılmalıdır.
Eğer milli müfredat arıyorsak,
Yapay zekâ ile tarımı birleştirebilecek,
Bir eğitim ve istihdam modeline kafa yorulmalıdır.
Büyükşehir yasasıyla 
Mahalleye dönüşen köylerimiz, 
Tekrar köy tüzel kişiliğine kavuşmalıdır.
Coğrafyamıza uygun 
Yerli hayvan türleri geliştirilmelidir.
Üretimin içinde olan tüm çiftçilerimiz,
Gıda arzımızın devamı için desteklenmelidir.
Ancak bu tedbirlerle sağlıklı gıdalara ulaşabilir 
Ve sağlıklı nesiller yetiştirebiliriz.
Peki sadece et 
Veya Kurban Bayramı mı? 
Hayır! 
Bu bayramın ilk günü, 
16 Haziran 2024 
Aynı zamanda Babalar Günü. 
Evlerimizin çınarları, babalarımızın günü.
Peki, o babalar, 
Bayramı bayram gibi yaşayacaklar mı? 
Evlatlarına bayram harçlığı verebilecekler mi?
Yahut evlatlar
Babalarına bir gömlek alabilecek mi?
Mutfağında tenceresi kaynamazken, 
Yarın yiyeceği yemeği düşünürken; 
Ay sonu ödeyip ödemeyeceği belli olmayan kirasını, 
Taksitlerini ve faturalarını hesap ederken,
Evladına vereceği bayram harçlığı,
Ve karne hediyesi bile kabusa dönüşmüşken,
Babalar ne yapacak?
Eğer babaların çocuklarına bayram harçlığı verebilmesini,
Karne hediyesi alabilmesini,
Ailelerin mutlu bayramlar yaşayabilmesini,
Huzurla o sofraya oturabilmesini
Tasalanmadan bir tatil yapabilmesini istiyorsanız, 
Adına istikrar programı dediğiniz 
Bu gaddarlıktan vazgeçin. 
Vatandaşı yoksullukta eşitleyen 
Bu ekonomi politikasından vazgeçin. 
Ve asgari ücrete, 
Emekli maaşlarına 
Hakça ve insanca zam yapın. 
İnsanlar, 
Sizin yandaşlarınızın 
Bir yemekte ödediği hesapla, 
Bir ay geçirmek zorunda kalıyorlar. 
Artık asgari ücretin 
Ve emekli maaşlarının iktisadi bir sorun değil,
İnsani bir sorun haline geldiğini görün.
Ve bir an önce gerekeni yapın. 
Artık sizin izlediğiniz bu politikalar yüzünden
Toplum olarak iktisadi bir çöküntünün yanında 
Ahlaki bir çöküntü de yaşıyoruz. 
Milyonlarca gencimiz geçtiğimiz hafta
Üniversite sınavına girdi.
Bir umut, hayata tutunmak için.
Çünkü herkesin dayıları yok.
Sizin çocuklarınız gibi
Harvard’a gidecek paraları yok.
Babaları da başbakan değil ki,
İş adamları onlara bonkörce burs versinler.
Milyonlarcası üniversite bitirince, 
Diplomalı yoksullar ordusuna katılıyorlar. 
Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan 
Eğitimde fırsat eşitliğini, 
Hakkı ve liyakati bitirdiğiniz için, 
Artık gençlerimiz 
Üniversite eğitiminin gerekliliğine bile inanmıyorlar. 
Daha geçenlerde 
Yeni evlenmiş 
Pırıl pırıl bir çiftle sohbet ediyordum. 
Kızımız ODTÜ’yü bitirmiş, 
Oğlumuz da Hacettepe’yi. 
İkisi de mühendislik okumuşlar. 
Evlerine giren toplam maaş 55.000 TL. 
Saraylı dayısı, halası olmadığı için de 
Kirada oturuyorlar. 
Kiraları 20.000 TL. 
Geriye kalıyor 35.000 TL. 
Bakın kızımız ne dedi: 
“Biz Türkiye’nin en iyi eğitim kurumlarından 
Mühendislik okuyarak mezun olduk 
Ve değil tasarruf edip başımızı sokacağımız bir ev almak 
Ayın sonunu zor getiriyoruz. 
Öte yandan hiç çalışmadan, 
Doğru düzgün bir eğitim almadan, 
Sadece iktidar partisine yakınlığı sayesinde 
Ev değil, apartman sahibi olanları görüyoruz. 
Bu mu devletimizin bize reva gördüğü toplumsal adalet? “
Ve sen bir de dalga geçer gibi,
3 çocuk yap diyorsun bu gençlere!
Vatandaşın derdi bununla bitmiyor.
Diyor ki emekli bir amca: 
“Eskiden torunlarıma bayram harçlığı verip, 
Çocuklarımı bayramda bir araya getirebildiğim 
Bayram sofraları kuruyordum. 
Biliyor musun Müsavat Bey?
Şimdi oğlumdan 
Torunuma harçlık verebilmek için 
Borç para istedim.”
Yani diyeceğim o ki, 
Dünyadaki gelir eşitsizliğinden dert yandığınız, 
O cafcaflı söyleşilere katılacağınıza,
Halkın arasına katılın.
Çünkü artık 
Kimsenin dayanacak gücü kalmadı. 
Ve bu durumda,
Bir ailenin yoksulluk sınırının 54.000 TL olduğu yerde 
Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapmamak, 
Ekonomistlik emaresi değil,
Ancak gaddarlık belirtisidir!
Ve alacağınız bedduaların da habercisidir!
Siz bu bayram, 
Babaların başını öne eğdiniz.
Siz, 
Milletimizin bayram neşesini bile 
Onun elinden aldınız.
Bırakın tatil yapmasını,
Memleketine gitmesini bile,
Aile mezarlığına gidip,
Bir tas su dökmesine,
Bir Fatiha okumasına bile mâni oldunuz.
Yetmemiş gibi,
Depremzedelerin kira yardımlarını da kestiniz bayram üstü.

Vallahi yatacak yeriniz yok!
Billahi yatacak yeriniz yok!
Tallahi yatacak yeriniz yok!
Buradan, şimdiden,
Tüm milletimizin bayramını kutlamak istiyorum.
Her şeye rağmen!
Umudumuzun ve inancımızın daim olduğu 
Gelecek güzel günler için dilemek için!
Bu bayram,
Yoksulluk ve yolsuzluk arasında çırpınan
Bu büyük milletin,
Yüzünün asık olduğu son bayram olsun diyorum.
Diğer yandan
İsrail hükümetinin
Caniliği ve zorbalığı altında 
Yaşam mücadelesi veren,
Direniş sergileyen,
Gazze ve Filistin halkının da
Çektiği acıların
Yaşadığı zulümlerin
Nihayete ermesini temenni ediyorum!
Birleşmiş milletler genel kurulu,
İsrail saldırganlığının neticesinde 
Gazze’de gerçekleştirilen soykırımı durdurmak için,
Üç aşamalı bir çözüm taslağını sonunda onayladı.
Temennimiz,
Bu kararların bir şekilde uygulanabilmesi,
Ve diplomasinin karar defterlerinde kalmamasıdır.
Ve müsaadenizle,
Babalarından,
Sevdiklerinden ayrı bir bayram geçirecek olan
Ateş ailesine,
Bengisu’ya ve Banuçiçek’e
Ve Ayşe kardeşime
Ayrıca
İyi bayramlar diliyorum.
Bu bayramın,
Adaletten yoksun geçirdikleri
Son bayram olmasını yürekten temenni ediyorum.
Ve dilerim ki Sayın Erdoğan,
Yaptığın o görüşmede, 
Ayşe Ateş’in gözlerinin içine bakarak,
Dünya lideri olduğun makamında,
Her yargı sürecine parmağını sokabildiğin kudretinle,
“Evet ben bu ülkenin tek adamıyım,
Cumhurbaşkanıyım 
Ama katillere dokunamıyorum” dememişsindir.
O kızların halini hatırını sorarken de
Babalarının neden öldüğünü bile yazmayan,
Adı iddianame, kendi ibraname olan
Bir tomar kağıt parçasını düşünür,
Ve bu vebalden nasıl kaçacağını idrak edersin.
Bizim gerçek sahibi olduğumuz hikayenin,
Nakaratı olmayı becerebilseniz keşke.
Senin de bayramın kutlu olsun Sayın Erdoğan,
Vicdandan yoksun geçirdiğin,
Son bayram olsun.
Allah hidayet nasip etsin inşallah.
Kıymetli dava arkadaşlarım,
Biz bu partiyi kurarken milletimize bir söz verdik
Bu söz,
Millete vurulmuş istibdat zincirlerini kırmaktı.
Bu söz,
Onun devletini ve kurumlarını esaretten kurtarmaktı.
Bu söz,
Milletimizi hak ettiği şekilde,
Huzur, güven ve refah içinde yaşatmak,
Büyük Türkiye’ye kavuşturmaktı.
İYİ Parti, 
Milletine verdiği sözün gereği olarak,
Kurucu iradesine, kurucu hikayesine, 
Kurucu ilkelerine bağlı kalacak,
Türkiye’yi kuşatan, 
Ülkenin bugününü ve istikbalini karartan,
Bu saray rejimine karşı, 
Türk milletinin hak ve menfaatlerini 
Savunma mücadelesine devam edecektir.
Ben, tüm bunları bilerek,
Üzerime yüklediğiniz sorumluluğu
Ve şahsıma tevdi ettiğiniz bir görevi şerefle üstlendim.
Bizim tek önceliğimiz vardır,
“O da tüten en son ocak” olmaktır.
 “O son ocağın” 
Ateşini söndürmemektir!
Beş bin yıldır kendimizi bağladığımız,
Tek esaret, milletin imanıyla harlanan o ateştir. 
İşte bu yüzdendir ki,
Bir cihânın üzerine
40 kişi gidebilirken de Kürşattık!
Tüm cihan üstümüze gelirken,
İstiklal Mücadelesi verirken de Kürşattık!
16 devletin üzerine
17.sini kurabilirken de Kürşattık!
Düşman büyüktü,
Saraylar azametliydi
Ama biz yine Kürşattık!
Ve şimdi soruyorum:
Hep birlikte cevap vermenizi istiyorum.
Ben mi? Biz mi?
Saray mı? Millet mi?
Korku mu? Cesaret mi?
Teslimiyet mi? İstikbal mi?
Kölelik mi? İstiklal mi?
İstibdat mı? Hürriyet mi?
Demek ki cevabımız bellidir ve oldukça nettir.
“Şahsım devleti” denen
Bir çete rejimini asla kabullenemeyiz.
Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen,
Milletimize yabancı yırtık deli gömleğini,
Yeniden giymeye ısrarcı çevrelerle,
Birlikte olamayız.
Biz millet adına yanlışlığa itiraz edenleriz,
Bu yoldan dönemeyiz.


Herkes iyi bilmelidir;
Milletin merkezi olarak kurulan bu kutlu çatının sahibi,
Şahıslar değil, doğrudan doğruya millettir.
İYİ Parti milletin eseridir ve öyle devam edecektir.
Yani demek istiyorum ki;
Tıpkı dün olduğu gibi, bugün de,
Saraylar bize göre hiç değildir.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü.
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü!
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, bayramınızı tekraren tebrik ediyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun."







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
HABER ARŞİVİ

En sevdiğiniz sosyal medya platformu hangisidir?


SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI